Bilim, sanat, teknik, cebir ve daha birçok alandaki eserleri ve alimleriyle İslam Medeniyeti, tarihin her sahnesinde çok önemli bir yere sahiptir. Peki böyle bir medeniyetin kaynağı nedir?
Geçtiğimiz ay yaşanan ve haberlere konu olan elîm hâdiseler, gençliğin içine düşürüldüğü cendereyi gözler önüne seriyor. Cânîler, katiller, psikopatlar aramızda cirit atıyor. Kötülük organize bir hâlde, nesillerimizi zehirliyor, körpe zihinleri ve kalpleri işgal ediyor. Mü’min, bu kötülüklerden kendini nasıl muhafaza edecek? Bu hususta nelere dikkat etmeliyiz? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi cevaplıyor...
Tarihimizi, değerlerimizi ve bizi bugüne getiren köklerimizi unutmanın, bunun gafleti içinde olmanın bedelini bugün nasıl ödüyoruz? Necip Fazıl dizelerinde nasıl ikaz ediyor?
İslâm medeniyetinin toplum yapısı nasıldı? Tarihte ecdâdımız nasıl bir toplum yapısı inşâ etti? Günümüz dünyasında o sosyal dokuyu, toplum hayatındaki o ahlâkî yapıyı yeniden nasıl ihyâ edebiliriz? İşte cevapları...
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş bir dizi program için geldiği Avustralya’nın Sidney şehrinde, din görevlileriyle bir araya geldi.
Yüzakı Dergisi 168. sayısında iki kutuplu dünyayı dosya konusu işliyor.
İslâm’dan önce birbirini yiyen kabîlelerin hayatı, tatlı bir sükûna kavuşmuştur. O öyle bir hidâyet yıldızıdır ki, kendisine tâbî olan toplulukları bütün zaman ve mekânlarda fazîlet ve medeniyetin zirvesine yükseltir.
Tâbiî ne demektir?
Prof. Dr. Sadettin Ökten, Türkiye özelinde Batı dünyasının medeniyet tasavvurunu, Avrupa'da aşırı sağın yükselmesini, Asya ve Afrika coğrafyasındaki gelişmeleri değerlendirdi.
İnsanlık tarihi boyunca hiçbir filozofun görüşlerini hayatına tatbik ederek saâdet ve selâmete ermiş bir toplum gösterilemez. Onların öne sürdükleri fikirler, yaşanması mümkün olmayan kuru nazariyelerden ibaret kalmış ve umûmiyetle kütüphanelerin tozlu raflarındaki kitaplarda hapsolmaya mahkûm olmuştur. Hayata intikâl ettirilmek istenen bâzıları ise yeryüzünü kan ve gözyaşıyla sulamaktan başka bir işe yaramadan, kısa bir müddet sonra tarihin çöplüğüne atılmışlardır.