Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan ve tüm camilerde okunan bugünkü Cuma hutbesinin konusu “Allah Katında Din İslam’dır” oldu. İşte Cuma hutbesi...
İslâmʼın hedeflediği “kâmil insan” olabilmek için dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp, yaşamak îcâb eder. Gerçek tasavvuf, İslâmʼın zâhirine ilâveten, bâtın plânında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir.
Erkam Radyo’da İstanbul’un Sırları adıyla program yapan İstanbul Seyyahı Fahri Sarrafoğlu Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile İslam'da Kadının Yeri, Değeri ve Önemi konulu özel bir mülakat gerçekleştirdi. İstifadenize sunuyoruz.
İslâm, silm ve selâmet kökünden gelmektedir. Buna rağmen İslam'ı bir savaş dini gibi göstermeye çalışıp anlamayanlara gerçek manada "İslam ne dinidir?" ve "İslam nasıl bir dindir?" sorularının cevapları...
ABD'de bulunan Pew Araştırma Merkezine göre İslam, mevcut demografik eğilimler devam ederse, 2070 yılına kadar dünyanın en büyük dini olabilir.
Âhiret hayatının mahiyeti ve âhiretteki durumlar, duyular ötesi ve gayba ait konular olduğu için, gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimlerle ve akılla açıklanamaz. Bu konuda tek bilgi kaynağı vahiydir.
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, İslam dininin açık ve sade olduğunu belirterek, "İnanın hocaların her gün tartıştığı kadar zor değildir. O çok açıktır, nettir, berraktır. O yolu biz zorlaştırdık, biz hocalar zorlaştırıyoruz." dedi.
Kur’ân-ı Kerîm, kişiyi hem bedenen, biyolojik, hem ruhen hem de toplumsal olarak; erkekse “tam bir erkek”, kadınsa “tam bir kadın” olması için gerekli bütün hükümleri koymuşken biz bu evrensel hükümleri nefsimiz için delmiş bulunmaktayız. Ama bu durum bugün bizim, özellikle de kadınların hayrına değil.
İnsan, birkaç gün misafir olarak bulunduğu bu dünyada kendini aldatır. Her gün cenâze sahnelerini seyrettiği hâlde, ölümü kendine uzak görür. İnsanlar bu ibretli yolculuğu idrâk etmiyorlar mı?
Ashâb-ı kirâmın, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e olan muhabbet tezâhürlerini, O’nun emir ve nehiylerine nasıl ittibâ ettiklerine ve O’nun nebevî ahlâkıyla nasıl ahlâklandıklarına bakarak müşâhede edebiliriz. Zîrâ seven, sevdiğini, sevgisi ölçüsünde taklîd edip O’na tâbî olur.