Hizmette bulunanların gönülleri, feyz ve rûhâniyetle dolu olmalıdır. Gönül ufkumuzun inkişâfı, ancak mânevî gıdalarla mümkündür. Bu olgunluğun neticesinde ise anlayış, seziş ve duygularımız derinleşir.
İslâm’ın terbiye ettiği lider, “Hizmetkâr Lider”dir. Firavunlaşan ve ilahlaşan değil, kul olduğunun farkında olan ve ibâdullâhı hiçbir zaman istihkâr etmeyen ve kendini hizmetten âzâde saymayan bir liderdir. Hatta liderliğin, hizmetkârlıkta önde olmak, şeklinde anlaşılması tavsiye edilmiş ve öyle de gösterilmiştir.
Cenâb-ı Hak, sâlih müminler hakkında âyet-i kerîmede: “…Onlar hayırda birbirleriyle yarışırlar.” (Âl-i İmrân, 114) buyurmaktadır. Sâlih müminlerin, bu hayır yarışındaki en güzîde hizmet ürünleri de vakıf müesseseleridir.
Nakşibend Hazretleri, her türlü hizmeti nîmet bilirdi. Dervişerine hizmet etmeyi sevdiği gibi herkesin meselesini halletmek, problemini çözmek için de gayret ederdi.
Ebû’l-Hasan Harakānî Hazretleri şefkat, merhamet ve hizmetle ilgili Allah'ın yolunda gidenlere şu nasihatlerde bulunur.