Hazreti Mevlânâ insanın gizli düşmanını şöyle anlatır: “Ey Hak yolcusu! Gerçeği öğrenmek istiyorsan; Mûsâ da, Fir’avun da ölmediler; bugün senin içinde yaşıyorlar, senin varlığına gizlenmişler, senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar! Bu sebeple birbirine düşman bu iki kişiyi kendinde araman gerekir!”
Cenâb-ı Hak; hayat imtihanında bize musallat olup, muvaffakiyetimize mâni olmayan çalışan iki düşman verdi: Nefs ve şeytan.
Şeytan “İnsanın düşmanı” olarak yola çıktığından ve insanın içindeki bir potansiyeli insana karşı kullanabileceğini gördüğünden beri insanla uğraşır. İnsanın Rabbine doğru gidişini engellemeye çalışır. Bunun için de insanın davranışlarının “Rabbani muhteva”sını boşaltıp, kendi fesadı ile doldurmaya çalışır.
Hicretin 10’uncu yılı. Zilhicce ‘nin 9’u. Arefe günü. Miladi 632. Mart’ın 8’i. İslam tebliğinin üzerinden 23 yıl geçmiş. 124 bin sahabi Arafat’ta buluşmuş. Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem, içinde “Belki bundan sonra sizlerle buluşamayacağım” ifadeleri geçen konuşmalar yapıyor mü’minlere. Yani yüreğine “Veda” meltemlerinin esmeye başladığını hissediyor.
Altınoluk Dergisi 358. sayısında "Mü’minler arası ilişkilerde şeytanın oyunları" konusu ele alınıyor. Altınoluk, mü’minler camiası için hayat – memat meselesi gibi olan bu konuyu gündeme getirerek, çağımızda, İslam ümmetini en çok yaralayan bir derdin çaresini arama yolunu açmaya çalışıyor.