İslâm’ın hâkim değer olarak bulunduğu toplumlarda bile, diyelim Osmanlı’da Lâle Devri’nde, Müslüman, para ile buluştuğunda ayaklar kaymaya başlıyor. Peki bir Müslüman Kapitalizm'in şerrinden kendisini nasıl koruyacak?
İslâmʼın hedeflediği “kâmil bir insan” seviyesine nâil olabilmek için, dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp yaşamak îcâb eder.
Kulun îmandaki sadâkati, hayatı boyunca yaşadığı pek çok imtihan ile ortaya çıkar.
Sivas'ta aynı kaderi paylaşan konuşma ve yürüme engelli iki kız kardeşin umreye gitme hayali, valilik ve belediyenin desteğiyle 26 Nisan'da gerçeğe dönüşecek.
Büyük fitne günlerindeyiz. Elimizi, dilimizi Müslüman kanına bulamamaya, fitne ve kargaşaya ortak olmamaya çalışmamız lazım!.. İslam’ın fitne dönemlerini ve Peygamberimiz’in ve ashabının fitne imtihanı ile nasıl başa çıktığını bu makalede okuyabilirsiniz.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi bu haftaki sohbetinde kulluğun ve imân nîmetinin ehemmiyetinden bahsediyor.
Moğolistan’dan gelen ve Türkiye’de Hüdâyî Kursu’nda önce talebelik yapan, daha sonra da hâfızlığını tamamlayan (Khabalkhan) Asemgül, Moğolistan-Türkiye hattında geçen huzur yolculuğunu bizlere anlatıyor.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülfettin Çelik ile “Türkiye’de Değerler, Dindarlık, Dünyevileşme ve Yaşam Memnuniyeti” araştırmaları üzerine konuştuk.
Kâmil bir mü’min; hayatın acı-tatlı sürprizleri karşısında gönlünü bulandırmaz, kalbinin rotasını Allah rızâsından başka bir yöne çevirmez.
Hayattaki her nîmet gibi mahrûmiyetlerin de ilâhî bir imtihan tecellîsi olduğunu, hatırımızdan çıkarmamalıyız. Şâyet Allah bir şeyi nasip etmemişse, bunu da gönül gözüyle okuyup; “Bunda da bir hayır vardır.” diyerek her hâlükârda şükredebilmeliyiz. Zira gaybı bilen, yalnız Cenâb-ı Hakʼtır.