Günah işleyen birine nasıl yaklaşmalıyız? Günaha değil, günahkâra karşı nasıl bir duruş sergilemeli? Mevlânâ Hazretleri’den hikmet dolu bir ders…
Îman nimetiyle beraber, bu muazzam nimetin şükrünü edâ etmemiz gerekir. İşte 5 maddede iman nimetinin şükrü...
Düşünmeliyiz ki Rabbimiz, bilip bilmediğimiz nice kusur, gaflet ve zaaflarımıza rağmen, bizlerden nîmetlerini esirgemiyor. Lâyık olmadığımız hâlde bizlere nice ihsan ve ikramlarda bulunuyor. Dolayısıyla, Cenâb-ı Hakkʼa nîmetleri için hamd ve şükrederken, hatâ ve noksanlıklarımız için de istiğfarda bulunmalıyız.
Müslümanın vazifesi, günahkârı kendi hâline terk etmek değil, elinden tutarak nezih bir hayâta dönmesini sağlamaktır. Hazreti Mevlânâ mahlûkâta Hâlık’ın nazarıyla bakmanın müşahhas bir misâlini anlatıyor.
Zerre kadar bir çınar tohumunun münbit bir toprak vâsıtasıyla koca bir ağaç hâline gelerek kazandığı muazzam ihtişam gibi bizdeki tefekkür ve hissiyâtın Kur’ân’la beslenip güçlenmesi neticesinde ulaşılabilecek kalbî duyuş ve hakîkatler ne kadar muhteşemdir. Bu itibarla Kur’ân’ın, o bitip tükenmez feyzi ve yüce irşâdı olmasaydı tefekkür ve duygularımız, münbit topraktan mahrum, kuru bir tohum gibi kalırdı.
Hz. Peygamber'in müjdesine nail olabilmek için 80 yaşında at sırtında İstanbul seferine çıkan Ebû Eyyûb El-Ensârî Hazretleri, ruhunu Allah'a (cc) yolunda gayret ederek teslim etti.
Âhiretteki hâlimizin ne olacağına dâir ilk ve net işâret, son nefesteki hâlimizde ortaya çıkmaktadır.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi iman nimetinin bir bedeli olduğunu ve peygamberlerin imtihandan geçtiğini anlatıyor...
Şükür iki türlüdür: 1) Bütün nîmetlerin Hakʼtan olduğunu bilip dil ile şükretmek. 2) O nîmetlerden mahrumlara ikram ederek fiilen şükretmek.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi bu haftaki sohbetinde kulluğun ve imân nîmetinin ehemmiyetinden bahsediyor.