İman ve Allah sevgisi ile ilgili hadisleri sizler için derledik.
Her insanın hayatı kendi tâkati nisbetince imtihanlarla dolu… Kimi buna kader diyor, kimi imtihan, kimi depresyon, kimi de “âmu’l-hüzn” yani “hüzün yılı” diyor.
İslam’ın temel emirlerden birisi Müslümanların birbirlerini kardeş olarak görmeleri ve bunun gereğini yapmalarıdır. “Mü’minler ancak kardeştirler.” [1]Yani Mü’minler kardeşten başka bir şey değildir dolayısıyla birbirlerine kardeşçe muamele etmeleri gerekmektedir.
Kur’an’da ismiyle anılan tek kadın Hazreti Meryem'dir.
Kendisinde şu üç haslet bulunan kimse imânın lezzetini tadar. İmanın lezzetini tadan üç kimseyi haberimizden okuyabilirsiniz.
İslâm’ın doğru idrâk edilip lâyıkıyla yaşandığı devirler, zenginleştikçe ölçülerin kaybolduğu, her şeyin mübahlaştığı, paranın Müslüman'ı bozduğu, dünyevîleşme virüsünün zenginleşen Müslümanlara da bulaştığı görüşlerine en güzel cevaptır.
Allahüteala her bir Müslümanı yaratılan her şeye şefkat, merhamet ve tebessümle yaklaşabilen, ince ruhlu, kâmil mü’minlerden olması gerektiğini, İslâm’ın güler yüzünü eksik etmeden her gün yerine getiren Peygamber Efendimiz'in (sellallahü aleyhi ve sellem) hayatı ile bize gösteriyor.
Mûsâ Topbaş Efendi, hemen her hususta samimiyet ve ihlâs arar, "bir mecliste ihlâs varsa, orada her şey vardır. İhlâs yoksa, istediği kadar kitaplar okunsun, tefsirler ve sâire okunsun, feyz olmaz" derdi.
İslâm nazarında îman; kalp ile tasdik, dil ile ikrar sûretinde gerçekleşir. Yani îmânın asıl tecellî mekânı akıl değil, hissiyat merkezi olan kalptir. Bu husus çok mühimdir. Çünkü îman, ulvî bir histir. Akıl ise, îman hissine ulaşmakta, başlangıçtaki belli merhaleleri aşmak için gereken bir vâsıtadan ibârettir.
Hak dostları, Cenâb-ı Hakk’ın aşk ve muhabbetinin tecellîsi altında olduğu için mercek altında bir kağıdın yanması gibi nefsânî temâyüller onlarda ömrünü tüketmiştir. Böylece nurânî bir câzibe merkezi hâline geldiklerinden diğer insanlar da gayr-i irâdî olarak onların nûrânî güzelliklerine kapılırlar.