Kısaca kitaplara iman nedir?
Bu yazı “modernist” ya da “tarihselci” diye bilinen çevrelere “İslam ortak paydasında buluştuğumuz kanaatinden yola çıkarak” yapılmış bir sağduyu çağrısıdır. Asla “Üsttenci” bir yaklaşım içinde olmadan yapılan bir çağrıdır bu.
Dünya hayatında yani bu fânî imtihan âleminde alınacak en mühim diploma; son nefeste alınan îman şehâdetnâmesi olduğu kul tarafından asla unutulmamalıdır.
Hazret-i Osman (r.a.), gerçek bir mü’minin altı çeşit korku içinde olduğunu açıklıyor.
Ashâbın en mühim meşgûliyeti, Allâh’ın kitâbını anlamak, öğrenmek, hikmet tecellîlerine nâil olabilmek ve muktezâsınca amel etmekti. Hayâtın lezzetini Kur’ân’ı tekrar tekrar okumak, dinlemek ve yaşamakta buluyorlardı.
İmanın ilk şartı, Allah -celle celâlühü-’nün varlığına ve bir olduğuna inanmaktır.
Hazret-i Osman -radıyallâhu anh-'dan hikmetli sözler...
Sahâbî: Mekke’de îmânı uğruna canını ve malını tehlikeye atmaktan çekinmedi. En ağır zulümlere karşı dahî îmânından tâviz vermedi. Îmânını korudu. Medine’de dînini yaşamak için bütün fedâkârlığa katlandı. Büyük bir aşk ve vecd içerisinde emirleri yerine getirdi. Cihâd etti.
Bu âlemde her zerre; Hakkʼa yakın olan diri gönüllerle konuşur. Bütün varlıklar, hâl lisânıyla beyan durumundadır. Kâinatta Hâlık’ını tanıtmayan hiçbir zerre yoktur. Bütün mahlûkat, kendisini yoktan var eden Hâlık Teâlâ’nın kudret mührünü taşımaktadır.
İman ile küfür arasındaki sınır nedir?