Kalabalık ve merkezi yerlerde özellikle Cuma namazında cemaat düzgün yerleşmediği için gelen Müslümanlar dışarıda kalabiliyor. Peki havaların soğuk veya yağışlı olduğu günlerde imamların dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir? Fatih Çollak Hocaefendi anlatıyor.
Etbâu't-tâbiîn devrinde pek çok muhaddis yetişmiştir. Bunlar arasında, sahip oldukları Kur'an ve Fıkıh bilgisiyle haklı olarak “İmam” unvanını kazanmış olanlar vardır. Hadis tarihinde eserleriyle de büyük rol oynamış olan bu gibi kimseleri tanımak gerekir.
Genç TV'nin hazırladığı "Hatırası Aziz İnsanlar" serisinde Kemalettin Altıntaş Amca'yı dinlemeye devam ediyoruz. 3. bölümünde Kemalettin Amca yine kendi hatıralarından, eşsiz dersler aktarıyor...
Peygamberlerin imâmı olan Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in sîreti (örnek şahsiyeti, hâl ve ahlâkı), âdeta engin bir deryâ; diğer peygamberlerin sîreti ise, oraya dökülen nehirler mesâbesindedir.
İstanbul Müftüsü Yılmaz, "Başkanımız her görevlinin 10 gençle yakından ilgilenmesini istiyor. Son gelen yazıda da 'Her görevlimiz 10 genci kendi evladı gibi görüp onlarla meşgul olacak' diyor. Her görevlimiz 10 genci üzerine zimmetlemelidir." dedi.
Kırklareli'nde görevli imam Mustafa Önalır, bağımlılığa karşı yaptığı bilinçlendirme çalışmalarıyla takdir topluyor.
Halkın dînî duygularını istismâr edenler yüzünden, “imam, cemaat, hizmet” gibi birçok İslâmî mefhum, bugün bir îtibar kaybıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Hâlbuki bu kelimeler değil, onların gönüllerdeki nezâhetini kirletenler suçludur.
İmam kâmet getirebilir mi?
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz, insanlara namaz kıldırdığı zaman, hafif tutsun. Çünkü onların arasında zayıf, hasta ve yaşlılar vardır. Herhangi biriniz kendi başına namaz kıldığında ise dilediği kadar uzatsın.” [1]
Allah Teâlâ, sana doğru yolu göstersin! İyi bil ki, Allah yolunda bulunmak isteyen sâlike önce lâzım olan şey, itikadını düzeltmektir. Doğru itikat, Ehl-i Sünnet âlimlerinin, Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şeriflerden ve ashab-ı kirâmdan öğrendikleri, anladıkları itikattır. Kur’ân-ı Kerîm’in ve hadîs-i şerîflerin manasını doğru anlayan, doğru yolun âlimleridir. Bunlar da, Ehl-i Sünnet vel-cemâat âlimleridir.