Allah Teâlâ, insana eş ve çocuk sevgisini, tabiî bir meyil ve ihtiyaç olarak vermiştir. Ancak bunların büyük bir imtihan vesilesi olabileceği, bir “fitne”ye düşürebileceği unutulmamalıdır.
Peygamber Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem- buyurur: “Rıfk (yumuşak huyluluk)tan nasîbi olmayan kimse hayırdan mahrum kılınmıştır.” (Tirmizî, Birr, 67/2013) Af ve merhametin asıl sahibi Cenâb-ı Hak’tır. Mü’minler de gönüllerindeki Allah muhabbeti nisbetinde affedici ve merhametli olurlar.
Hadis-i şeriflerde yer aldığı itibariyle; kimlere şehit denilebilir?
Cenâb-ı Hak, hayâtiyet sahibi her şeyi su ile yarattığını bildirir. Peki suyu bu denli önemli kılan sır nedir?
Tasavvufu, Cenab-ı Hakk'ı kalben tanıyabilme sanatı olarak açıklayan Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, 9 maddede tasavvufu anlatıyor.
Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hayâtı üzerine yemin etmiştir. Yüce ismini, O’nun ismiyle birlikte zikretmiş ve mü’min bir kul olmayı, O’nun nübüvvetine îman şartına bağlamıştır. Huzûrunda seslerin yükseltilmesine râzı olmamış, mübârek isminin sıradan bir isim gibi zikredilmesini istememiştir. Bütün bunlara ilâveten kendisinin ve meleklerinin, O’na çokça salâtü selâm ettiklerini bildirerek ümmet-i Muhammed’in de aynı şekilde O’na bol bol salât ü selâm getirmelerini fermân eylemiştir.
Osmanlı'yı dünyanın efendisi yapan sır nedir?
İnsanların daha ziyâde egosunu tatmin muhtevâsında ve “ben” merkezli bir hayat yaşadığı günümüzde, İslâm’ın bizlere telkîn ettiği fedâkârlık ufku nedir ve bu ufku hayatımıza nasıl aksettirmeliyiz?
Mahşer günü Rabb'imizʼin ayıplarımızı örtmesini istiyorsak bugün biz de O’nun kullarının şahsî ve husûsî ayıplarını örtmeye çalışmalıyız.
Herkesin kendi derdine düşeceği mahşer gününde ilâhî rahmete ve Efendimizʼin şefâatine nâil olabilmek için; bugün tevbe, istiğfar, ibadet ve sâlih amellere sarılma mevsimindeyiz. Önümüzdeki; kabir, kıyâmet, mahşer, hesap, Sırat gibi zor ve çetin geçitlere, bugünden hazırlanmak mecbûriyetindeyiz.