Mü’minlerin maksadı, insanların bu dünyaya, âhirete dönüş için geldikleri şuuruna ermektir. Ancak bu dünyada kesbedilmiş Allah aşkı ebediyete kadar O’nu sevebilir. Bütün dünya işleri ve bu dünyadaki varlığımız Rabbimize fizikî olarak nasıl iltica edeceğimizi öğrenmektir. Ancak Allah’a iltica etmek yaratılmışları Yaratıcılarına yaklaştırabilir.
Muhammed Bâkì Billâh Hazretleri, İslâm’ın emir ve yasaklarına son derece bağlı bir zât idi. Sık sık takvâ sahibi fakihlere mürâcaat ederdi. Helâl gıdâya çok ehemmiyet verir, hattâ yemek pişiren kişinin bile ihsân hâlinde olmasını, yani huzûr-i ilâhîde olduğunun şuuruyla hizmet etmesini, gâfil olmamasını isterdi.
İbadetler, belli zamanlarda îfâ edilip tamamlanırlar. Fakat kulluk dâimîdir. Îman, kalbin Cenâb-ı Hakk’a dâimî bağlılığıdır. Bu sebeple îmânı aşk ile yaşayan Hak âşıkları da, ibadette aldıkları feyz ve rûhâniyeti, her nefes devam ettirirler. Hiçbir zaman ve mekânda Hak’tan gâfil kalmazlar. Her an huzûr-i ilâhîde olduklarının şuuru içinde bulunduklarından, onların abdesti, namazı, velhâsıl kulluğu dâimîdir.