Cuma hutbesinin sünnetleri nelerdir? İşte 18 başlıkta cuma hutbesinin sünnetleri...
İlim, hikmet ve irfan arasında nasıl bir irtibat bulunmaktadır?
İnsan, Allâh’ın sanatındaki hârikulâdelikleri ne kadar çok öğrenir ve üzerinde ne kadar tefekkür ederse, O’nun celâl ve azameti hakkındaki mârifeti, yani Hakk’a yakınlığı da o nisbette artar.
İslâm’ın doğru idrâk edilip lâyıkıyla yaşandığı devirler, zenginleştikçe ölçülerin kaybolduğu, her şeyin mübahlaştığı, paranın Müslüman'ı bozduğu, dünyevîleşme virüsünün zenginleşen Müslümanlara da bulaştığı görüşlerine en güzel cevaptır.
Üç kişi Hak dostu olamaz. Bunlar Kibirli, pinti ve ahmak olanlardır.
Nüzûlünün 1400. Yılında yüce kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizevî yönleri hakkında bizleri aydınlatır mısınız?
Bir sanatkâr, yaptığı sanat eserini; bir mûcid, îcâd ettiği makineyi arzu ettiği şekilde planlayıp biçimlendirir ve onu en iyi kendisi tanır. Ayrıca her sanatkâr, eserine koyduğu imzâsıyla da dâimâ hatırlanmak, ismini yâd ettirmek ister. Hâl böyle iken mikro âlemden makro âlemlere, atomdan galaksilere kadar bütün kâinâtı yoktan var eden Cenâb-ı Hakk’ın, yarattığı varlıkları, kendisini periyodik olarak zikredecek şekilde tanzîm etmesi kadar tabiî bir şey olamaz.
Osmanlı padişahları, cihana önünde diz çöktürmüştür. Ancak, söz konusu din büyükleri olduğunda, onların önünde diz çökmeyi şeref bilmişlerdir.
Takvâ sahibi kullar, tefekkürde derinleşirler. Açan çiçeklerin, öten kuşların, meyveli ağaçların, hepsinin lisânına âşinâ olurlar. Onlardaki zarâfet, incelik ve güzelliği, rûhânî hayatlarına aksettirirler. Çiçekler gibi ince ruhlu, meyveli ağaçlar gibi ikram sahibi olurlar. İşte bunlar, Allâh’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de senâ ettiği bahtiyar kimselerdir.
Cenab-ı Rahman’ın sunduğu hizmet sahası öylesine geniştir ki, her fıtrat, bu hizmet dairesi içerisinde kendisine yer bulur. Ecrin kaynağı, hizmetin şekli değil, niyetin şeklidir.