İnsan elbette Hak yolunda karşılıksız koşabilmelidir. Hizmet eri böyle düşünmeli. Ancak hizmeti veren de hizmet erini daima koruyup kollamalı. İstismarın kokusu bile ilişkileri bozmaya yeterlidir.
Ağır bir hücum karşısındayız. Sadece şehirlerimizi, düğünlerimizi, karakollarımızı ve caddelerimizi bombalamıyorlar; bizi biz yapan inanç esaslarımıza ve fikir dünyamızın temellerine de büyük bir taarruz var. Hattâ kelimelerimize, mefhumlarımıza ve onların zihinlerimizdeki karşılıklarına büyük bir saldırı var.
Mâhir İz hocaefendi, insan yetiştirmede tanıyanlarının şehâdetiyle ismi gibi mâhir bir üstattır. Onun Mustafa Öz beye yazdığı 10 Zilhicce 1388 H./ 28 Şubat 1968 tarihli şu mektubu, ufkunu ve ilgi kalitesini göstermesi bakımından son derece dikkat çekicidir.
Ramazân-ı Şerîf, aynı zamanda güzel bir kulluk terbiyesidir. Allâh’a samîmî bir gönülle kul olamayanlar, neticede kula kul olmak gibi kötü bir âkıbete dûçâr olurlar. Bu hâl ise insanlık haysiyet ve şerefine yazık etmektir.
Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül anlatıyor.
Prof. Dr. Orhan Çeker, Ramazan'da hangi hallerde oruç tutulmayacağını anlatıyor.
Mazeret üreterek iş ya da hizmetten geri kalmak mesûliyet getirir. Ancak mazerete sığınmadan mevcut durumda ortaya çıkan zaruretler sebebiyle, iş ya da hizmetten geri kalmak, kişiyi mazur kılar ve mesûliyetten kurtarır. Hatta niyet samimi ise ve şartlar sonuna kadar zorlanmış ise yapmış gibi ecre nail olunur.
Olumsuz hâdise ve kişilere takılmak, çoğu zaman bizi hedeften alıkoyan ve hizmetimizden mahrum bırakan acı sonuçlara sebep olur. Bu itibarla eskilerin ifadesiyle “çalıyı dolaşmak” yolu uzatsa da gâyeye engel değildir.
İlim, hizmet ve dâvâ adamına yaraşan, müstağni durana değil gönül verip koşup gelene nimet gözüyle bakmak ve onunla yol yürümektir. Refikinin yaşı, istidadı, sosyal statüsü değil yüreği hesaba katılmalıdır.
Tebliğ ve irşad hizmetini meslek olarak icra etmek, bir zaruret olarak ortaya çıkmış bir meseledir. Esas olan, bu nevi hizmetleri maaş karşılığında değil, ecrini yalnız Allah’tan bekleyerek yerine getirebilmektir. Zaten dünyevî bir bedel karşılığı yerine getirilen işlere hizmet denilemez. Hizmet, karşılığı yalnız Allah’tan beklenilerek yapılan amellere denir.