Hidâyet rehberimiz olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e vefâ duygusu, ömrümüz boyunca gönüllerimizin tükenmez hazinesi olmalıdır.
Tasavvuf, özü itibariyle gönül âlemimizin selîm (temiz, şeffaf, berrak, hastalıksız) bir hâle gelip, mârifetullâh (Allâh’ın kalb ile tanınması) ve muhabbetullâhtan hisse alacak bir seviyeye ulaşabilmesi ve bu sâyede ilâhî vuslata medâr olabilecek bir kıvâma gelebilmesidir.
Asr-ı Saadet devrinde mü’mini kemâle erdiren akıl ve kalp fonksiyonları, büyük bir âhenk içinde ve müştereken kullanıldı. Mü’minde heyecan ve aşk unsuru canlı tutularak tefekkür derinleşti.
Hak dostları, îmân ehli olup da istidadlı bulunan kimseler için bir mıknatıs gibi câzibe merkezleri olduklarından, toplumun bütün kesimlerine bir şefkat ve muhabbet kucağıdırlar. Zîrâ, onları Cenâb-ı Hak sevdirir.
Acaba etrâfımızda kendilerine yardım edecek sıcak bir yürek bekleyen kaç gönül, İslâm’ın güler yüzüne hasret kaç vicdân, en ufak bir gayretle hidâyet bulacak kaç insan var? Bu sebeple, îmân edip amel-i sâlih üzere bulunan mü’minlerin, mânevî mes’ûliyetlerini unutmayıp her an ilâhî hakîkatlerden habersiz olanların yardımına koşmaları îcâb eder.
Bugün biz İslâm nîmetine mazhar isek bu; tebliğ mesʼûliyeti ve hidâyete vesîle olma heyecanıyla ve binbir fedakârlıkla yollara düşen sahâbe efendilerimiz ve onları ihsân üzere tâkip eden ecdâdımız vesîlesiyle oldu.
Allah Resûlü (s.a.v.) Efendimiz, takvâ hâlini dâimâ canlı tutmak için şu niyazlarda bulunurdu:
Afrika ülkesi Ruanda'da bir papaz ve cemaatinde bulunan 480 kişi İslam'ı seçerek Müslüman oldu.
İslam kendisine Müslüman arıyor. Tamirci ustasına ihtiyaç yoktur. Teslim olmuş insan Müslüman’dır. Çünkü İslam, teslim olmaktır. Müslüman da teslim olan insandır.
Hazreti İnsan, Sonsuz Kulluk, Fakr’a Övgü ve Aşk Mesleği kitaplarının yazarı Rabia C. Brodbeck, Ağla isimli yeni kitabında ‘kendi hayat hikayesini’ anlatıyor.