Tasavvufta her şey “hiçlik” hâlini idrâk ettikten sonra başlar. Peki tasavvufta hiçlik nedir? Tasavvufta hiçlik makamına nasıl ulaşılır? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, tasavvufta hiçliği Hak dostlarının beyanları ışığında bizlere anlatıyor.
Mütevâzı müʼmin affedicidir, kötülüğe dahî iyilikle mukâbele eder, hizmet ehli olur, cömerttir, fedakârdır, zariftir, ince ruhludur…
Hiçlik ve hiçlik makamı nedir? Allah dostları hiçlik makamına ermek için neler yapmışlardır? İşte bazı Allah dostlarının hayatından hiçlik örnekleri...
Varlıkların en şereflisi insandır. İnsan neden eşref-i mahlukattır? İnsana eşref-i mahlukat denmesinin sebebi nedir?
İlâhî sır ve hikmetlerden nasîb alabilmek, nefsânî arzulardan sıyrılıp “hiçlik” hâline varabildikten sonra başlar. Bunun içindir ki tasavvufun gâyesi de; ilâhî kudret, azamet ve saltanat karşısında, kulun kendi âcizliğini idrâk ederek Rabbine tam bir teslîmiyetle itaat etmesidir.
İyinin ve kötünün mücadelesi, güzel ve çirkin takdirleri, faydalı ve zararlı arasındaki salınımlardan hayat enerjisi ortaya çıkacak, insan da kendi nasibince bu yolda esmanın tecellilerine mazhar olacaktır.
Eskiden pek çok dergâhın duvarını, mânevî mesaj ve îkazlar ihtivâ eden hüsn-i hat levhaları süslerdi. Bunlardan birinde de “hîç” yazardı. Kâmil insan olma yolundaki ilk adım; kişinin “hiç”liğini idrâk etmesidir. Kendisini hayırlara ulaştıracak, şerlerden koruyacak yegâne güç ve kudretin, Cenâb-ı Hakʼtan olduğunu bilmesidir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, insanın kendini nasıl okuması gerektiğini ve emredilen en mühim üç tâlimatı anlatıyor...
Abdullah Dehlevî Hazretleri çok yüksek makamlara sahip olmasına rağmen dâimâ tevâzû ve hiçlik hâlinde yaşardı.
Muhammed Mâsûm Hazretleri, fânî muhabbetlerden kurtularak ilâhî muhabbete teksif olmayı tavsiye eder ve şöyle buyururdu: “Seyr u sülûk, riyâzat, mücâhede ve sıkıntı çekmekten maksat; Allah Teâlâ’dan başka her şeyin muhabbetinden kurtulmaktır. Bütün bu gayretler; kulluğun, aczin, zavallılığın meydana çıkması ve bir «hiç» olduğumuzun idrâk edilmesi içindir.”