Muhâsebe, insanın yaratılış gâyesi doğrultusunda kendisini hesâba çekmesidir. Bir işe başlamadan, bir adımı atmadan, bir sözü söylemeden önce sonunu hesab ederek hareket etmek, sonradan duyacağımız pişmanlık ve yanlış anlaşılmalara önceden mânî olmaktır.
İlâhî imtihan için bulunduğumuz şu kısacık dünya hayatında, Rabbimizʼin bizler için takdir ettiği her hâli, hamd, şükür ve rızâ ile karşılamalıyız.
Sevenlerini dâimâ istikâmete ve sırât-ı müstakîm üzere bulunmaya teşvik eden Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri, bir mektubunda şöyle buyurur...
Büyük İslâm âlimi, tarihçi ve sosyolog İbn-i Haldun "Akıl sağlam bir terâzidir. Ama onunla Allâh’a ve âhirete âit meseleleri, peygamberlik hakîkatlerini, akıl ötesi hakîkatleri ölçemezsiniz. Bu boş bir gayret olur ve bir kişinin, «Ne kadar hassas tartıyor!» diye kuyumcu terazisinde dağları tartmak istemesine benzer. Terazinin sağlamlığına bir şey denilemez ama onun gücünün bir sınırı vardır. Aynı şekilde aklın «bilme, bulma, anlama» gücünün de bir sınırı vardır, onun dışına adım atamaz." diyor.
İnsanın nefsi, şeytanın da saptırmasıyla helâllerden ziyâde haramlara heves eder. Yasaklar ve çirkinlikler ona daha güzel ve câzip gelir. Nefis; ibadetlerin, hayr u hasenâtın meşakkatine, zorluklarına ve bedeline katlanmaktan hoşlanmaz. Kolayına gelen ve hoşuna giden zevk, eğlence, menfaat gibi şeylere yönelir. İşte buna nefsin hevâ ve hevesi denir.
Kul olmak çok zor bir şeydir. Kendi hevâ ve hevesinin ilâh edilmesini isteyen nefis, kişiye devamlı haddini aştırır. Zira bütün israflar, kişinin hevâsından kaynaklanır. Kibrinden, kendini büyük görmesinden, bencilliğinden, başkalarını düşünmemesinden... Kibir ile israf arasında müthiş bir irtibat vardır. Şeytan da kibirli ve müsriftir; secde etmeyerek kendisini israf etmiştir. İsraf eden mü’min de aynı şeytan gibidir.
Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Harran Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen ve “İslam’ın Evrensel Mesajı: Barış, Adalet ve Özgürlük" temasıyla başlayan zirvede konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, sözlerine “Bizleri Hz. İbrahim’in tevhit mücadelesini başlattığı bu mübarek ve güzel şehirde İslam’ın evrensel mesajları olan barışı, adaleti, hürriyeti konuşmak üzere bir araya getiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun.” diyerek başladı.
Tasavvuftaki mânevî tekâmülün üç basamağı şöyle açıklanıyor.
Heva nedir? Heva ve heveslerimiz bizleri nasıl ele geçirir? Bizler Allah (c.c) ve Resul'ünün (s.a.v) dediklerinden sapmadığımız sürece bunlara tam manasıyla bir bağlılık sergilediğimiz zaman nefsimize karşı iyi bir gard almış olacağız. Fakat bunların dışında yaşanan bir hayat heva ve heveslerin kontrolünde olacaktır. İşte ayet ve hadisler ışığında heva ve heveslerimiz, bizlere olan düşmanlığı...
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin kaleminden "HAK DOSTLARINDAN HİKMETLER Hâlid-i Bağdâdî Rahmetullâhi Aleyh" kitabı çıktı.