Rasûlullah Efendimiz, âdeta kıyâmetin ayak sesleri olan alâmetler arasında, “zinâ” ve “binâ”nın çoğalmasını ifâde buyurmuşlardır. Günümüzün umûmî manzarasını seyrettiğimiz zaman; maalesef ahlâksızlığın arttığını, yüksek binâların çoğaldığını görüyoruz. Zinâ ve ahlâksızlık, toplumun huzur ve mâneviyâtına âdeta zehir serpiyor. Yükselen binâlar ise, mâneviyâtı zaafa uğrayan şehirlerimizin âdeta mezar taşlarını andırıyor.
Fatihler daima aranıyor. Çanakkaleʼnin, İstiklâl Harbiʼnin o yiğit, îmanlı erleri ve îmanlı kumandanları dâimâ aranıyor. Bu güzel bir arayış. Fakat bu arayışlar, insan yetiştirme ve ruhları ihyâ etme şeklinde tecellî ederse meyvesini verir. Bu da dînî ve millî duyguları yaşayıp yaşatmakla mümkündür.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, uğrunda nice canların verildiği mukaddes emanetlere sahip çıkmamız için geyret sarfetmemiz gerektiğini vurguluyor.
Hırs ve hased, bütün günahların kaynağıdır. Hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur: “Üç şey vardır ki, bütün günahların kaynağıdır; bunlardan muhakkak sakınınız!
Cenâb-ı Hak, ilimlerini dünyevî ve nefsânî menfaatlerine âlet eden, bildikleriyle kendileri amel etmeyen âlimleri Kur’ân-ı Kerîm’inde; “kitap hamallığı yapan merkepler” olarak tasvir eder. İhlâs ve takvâdan uzak, gâfilâne amel işleyenlere de “yazıklar olsun” buyurur.
Sevgili Peygamberimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem-, Allâh’a itaat eden ve İslâm ahlâkı üzere yetişen bir gencin, kıyâmet günü Arş’ın gölgesinde bulunacağını haber vermiştir. [1] Zira Cenâb-ı Hak böyle kullarını sevmektedir.
Gözümüzü haramlardan nasıl koruyabiliriz, bakılması haram bir şeye gayr-i irâdî gözümüz ilişirse ne yapmalıyız. İşte bu soruların cevabı...
Tarih, milletlerin hâfızası demektir. Millî tecrübeler manzûmesidir. Bu yüzden mâzinin bittiği yerde, millet biter, insan biter, iz’an biter.
İslâm; her yasağın meşrû zemindeki alternatifini, yani daha iyi ve temiz olanını göstermiştir. Bu sebeple, birtakım hevâ ve heveslerin peşine düşerek son derece geniş olan helâl dâiresinin dışına çıkmak ve haramlara bulaşmak, kişinin kendi eliyle rûhuna zehir serpmesinden farksızdır.
Gönülleri en çok meşgul eden, gaflete düşüren ve ibâdetlerin mânevî feyzinden mahrum eden şeylerden bir tanesi de dünya sevgisi ve mal kazanma hırsıdır.