Kulu Rabb’ine sevdiren hasletler nelerdir?
İnsanın kalitesi, ilişkilerindeki kaliteyle ölçülür. İletişim uzmanlarının da ifade ettiği gibi “İnsan, ilişkileri içinde sürekli yeniden tanımlanan bir varlıktır”[1]. Her bir ilişki tarzının, size kattığı ya da sizden eksilttiği bir değer vardır. Bütün ilâhî kitapların ve peygamberlerin gönderiliş hedeflerinden biri ve belki de birincisi, insanın ilişkilerini sıhhatli bir zemine oturtmaktır, denilebilir.
Tasavvuf yolunda zâhir ve bâtınını ikmâl etmiş ve kalbî merhaleler kat ederek davranış mükemmelliğine ulaşmış bulunan Hak dostları, “veresetü’l-enbiyâ” tâbiriyle ifâde olunan bir şerefe nâil olmuş bahtiyarlardır.
Bir nefesi rahatça alabilmemize karşılık, bütün varlığımızı isteselerdi ne yapardık acaba? Ya da bir gözümüze, bir kulağımıza karşı nelerden tâviz vermezdik ki?!.. Muayyen vakte hasredilmiş ömrümüzde Rabbimizin bizden istediği ne, peki?! Kısaca nimeti vereni bilmek ve O’ndan gâfil olmamak!..
İnfâk ehli bir mü’min, diğergâm insandır. Yarın ilâhî mahkemede kendi kurtuluş beraatını alabilmenin, bugün başkalarının da kurtuluşu için gayret ve himmet etmekten geçtiğini bilen insandır.
İnsanın manevi güzelliğini arttıran üç şey...
Rabbimizin görünür-görünmez sayısız nimetlerinden biri de hiç şüphesiz “mal sahibi olma nimeti”dir. Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in “Sâlih bir adam için mal ne güzel bir nimettir”1 ifadesi, Müslümanın malla ilişkisinin nasıl olması gerektiğine dair ince manalara işaret eder. Her nimet, saygıyı ve şükrü hakeder. Yine her bir nimetin -ilâhî ölçülere dikkat edilmeyecek olursa- yoldan çıkarıcı ve saptırıcı bir yönü de vardır. Öyleyse mala-mülke düşman olmak ya da ondan nefret etmek değil, onu doğru bir şekilde değerlendirecek “sâlih adam” olmak esastır.
Bir Müslüman, ömrü boyunca ağzına hınzır eti koymuyor. Ondan tiksiniyor. Hattâ paketli gıdâ maddelerinden güvenmediği mamulleri almıyor, evine sokmuyor. Çok güzel. Böyle bir hassâsiyet ve şuur, îmânın ve takvânın gereği… Fakat aynı kişi; dilini yalandan, gıybetten ve nemîmeden muhafaza etmiyor. Hâlbuki bu bâtınî haramlar da en az hınzır eti kadar iğrenç ve tiksindirici.
Sadâkat timsâli yaşayışı ile eşsiz bir numûne olurken bu yaşayışın sırlarını ifade eden hikmet incileriyle dolu sözleriyle de mü’min gönüllere hayat düsturu olan Hazreti Ebû Bekir -radıyallâhu anh-'ın, her biri birer hikmet ve hakîkat hazinesi olan sözlerinden bazıları...
İnsan, Allâh’ın sanatındaki hârikulâdelikleri ne kadar çok öğrenir ve üzerinde ne kadar tefekkür ederse, O’nun celâl ve azameti hakkındaki mârifeti, yani Hakk’a yakınlığı da o nisbette artar.