Hazreti Ebubekir'in (radıyallahu anha) söylediği hikmetli sözler...
Dini sohbet edecek kişi rızkını helalinden yemeye ve beraber bulunduğu kişilerin manevi keyfiyetine dikkat etmeli ve bunların tesiri altında olduğunu asla unutmamalıdır.
Sohbet eden kişide, benlik ve iddiâ, yerini muhabbet ve tevâzûya terk etmelidir. Zira tevâzû, sözü müessir kılan bir özelliktir.
Sohbet eden kişinin sözü, yumuşak ve gönül alıcı olmalıdır. Zira hiç kimse sert sözlerden ve kabalıktan hoşlanmaz. Gönüllere girebilmenin en güzel yolu, tatlı dil, yumuşaklık ve tevâzûdur.
Söz mukaddestir. Biizler bir çift sözle müslümanlığımızı te’yid ettik, safımız belli oldu. Öyleyse ağzımızdan çıkan her söz, akıbetimizi belirleyen bir âmildir.
Dünya ilerlerken, şeytan tatil yapmazken, bırakın gerilemeyi yerinde saymak bile bir felâkettir. Ümmet-i Muhammed ilim, fikir ve sanat üretmeyi sürdürmek zorundadır. İlmi güce dönüştürmek, gücü de imânın emrine vererek yeryüzünde Allah’ın adâletinin uygulayıcısı ve muhafızı olmak durumundadır.
Sözün müsbet ya da menfi anlamda gücü ve tesirine dair Kur’ân-ı Kerîm’de verilen örnekler, bizi yeniden sözün ehemmiyetini idrak etmeye çağırıyor.
En güzel şekilde yaratılıp mükerrem kılınan ve Cenâb-ı Hakk’ın pek çok lûtuflarına mazhar olan insanın bu dünyadaki asıl vazifesi nedir? Ondan ne beklenmektedir? Mes’ûliyetleri nelerdir?
Dil, Cenâb-ı Hakk’ın en büyük nimetlerinden biridir. Allah’ı zikretmesi, güzel söz söylemesi onun hünerlerinden sadece ikisidir. Bununla beraber sorumluluğu çok büyüktür. Peygamber Efendimizin “Allah’ım! Dilimin şerrinden sana sığınırım” diye dua etmesi de bunu göstermektedir. (Ebû Dâvûd, Vitr 32; Tirmizî Daavât 74; Nesâî, İstiâze 4, 10, 11, 28)