İnsan Niçin Yaratılmıştır?

En güzel şekilde yaratılıp mükerrem kılınan ve Cenâb-ı Hakk’ın pek çok lûtuflarına mazhar olan insanın bu dünyadaki asıl vazifesi nedir? Ondan ne beklenmektedir? Mes’ûliyetleri nelerdir?

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (el-Mü’minûn, 115)

“Ben, cinleri ve insanları, ancak Bana ibadet (kulluk) etsinler diye yarattım.” (ez-Zâriyât, 56)

İnsan, vücudundaki her bir hücre için binlerce defa şükretmek durumundadır. Bunu da ibadet, sadaka, hakkı ve sabrı tavsiye, iyilik ve hayır-hasenat sûretinde göstermelidir. Zira her nîmetin bir bedeli vardır ve her nîmet şükrü gerektirir.

ATILAN HER ADIM BİR SADAKA

Rasûlullah şöyle buyurmuştur:

“İnsanların her bir eklemi için her gün bir sadaka gerekir. Bineğine binmek isteyene yardım ederek bindirmek veya yükünü bineğine yükleyivermek sadakadır. Güzel söz, sadakadır. Namaz için mescide giderken atılan her adım bir sadakadır. Yol gösterivermek de bir sadakadır.” (Buhârî, Cihâd, 72. Bkz. Müslim, Zekât, 56)

“Her gün her bir eklem ve kemiğiniz için bir sadaka gerekir. Her tesbih sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil («Lâ ilâhe illâllah» demek) sadakadır, her tekbir sadakadır, iyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rekât namaz, bütün bunları karşılar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56. Bkz. Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128)

Diğer bir rivâyette bunlara, “iki kişi arasında adâletle hükmetmek” ve “gelip geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan gidermek” de ilâve edilmiştir. (Bkz. Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât, 56)

Demek ki bu dünyada Cenâb-ı Hakk’a güzel bir kul olma gayreti içinde bulunmak îcâb eder. Hayâtını ibadet, tâat, hayır ve hasenât ile dolu dolu yaşayarak âhirete en güzel şekilde hazırlanmak gerekir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Tefekkür, Erkam Yayınları

HER MÜSLÜMANIN BİLMESİ GEREKEN DÎNÎ BİLGİLER

MELEKLER, CİNLER VE İNSANLAR NEDEN YARATILMIŞTIR?

HAYAT VE ÖLÜM NE İÇİN YARATILMIŞTIR?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.