Yüzakı Dergisi Mart sayısında tarihimizin ibretli sayfalarından biri olan "Çanakkale Zaferi" bu ay ki dosya konusu. Tarihimize şan katan en temel gönül ayarlarımıza geri dönmek için bu sayıda "Tarihimize Şan Katan Muhabbet Ölçüsü"nü işliyor.
Altınoluk Dergisi 29. yılının son sayısında [Şubat 2015] “Derya Gönüllü Olma”yı ana dosya konusu olarak ele alıyor.
Dr. Adem Ergül, Altınoluk Dergisi'ndeki yazısında "Huzur Bulan, Huzur Veren Derya Gönüller" başlığında Müslüman'ın gönül alemini anlatıyor.
Altınoluk Dergisi yazarı Ahmet Taşgetiren, kalbi bir hayat için altın öğütleri sıralıyor.
Sultan I. Ahmed, Mısır’da Sultan Kayıtbay türbesinde bulunan Hazret-i Peygamber’in “Nakş-ı Kadem” denilen mübârek ayak izlerini Eyyûb Sultan türbesine getirtmiş, Sultanahmed Camii inşaatı tamamlanınca da bunu, câmiye koydurmak istemişti. Fakat bu esnada gördüğü manidar bir rüya her şeyi değiştirdi. Peygamberimiz’in ayak izi ile Sultanahmet Camii’ne yapılan yolculuk…
Hiç unutulmamalıdır ki insan, metrajı belli olmayan bir makara gibi, her saniye ne zaman biteceği meçhul olan bir ömür sermâyesini tüketmektedir.
Geçmiş ile günümüz binalarını mukayese eden Osman Nuri Topbaş hoca, gökdelenler yapan mimarlığı "diken mimarîsi" olarak tarif ediyor.
Bursevî Hazretleri şöyle buyurur: “Denilmiştir ki: «Eğer insanlar birbirini sevseydi ve karşılıklı muhabbet duysaydı, adâlete ihtiyaçları kalmazdı. Çünkü adâlet, muhabbetin yerine kaim olur. Muhabbetin olmadığı yerde adâlete ihtiyaç duyulur.»Yaratanʼdan ötürü bütün yaratılanları gönlüne sığdırabilenlere ne mutlu! İnsanın esas hüneri, kalbini bu genişliğe ulaştırabilmesidir.
Genç Dergisi, 9. yılı hediyesi olarak “Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış” isimli kitabı okuyucularına veriyor. Ekim [2014] sayısında işlenen dosyada bu kitapla bağlantılı olarak hazırlanmış. Yeni Türkiye'nin gençlerine rehber olacak “Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış” kitabının yazarı Dr. Adem Ergül ile bu kitabı hakkında konuştuk.
Dünya, iki kapılı bir handır. Bir kapısından bu dünyaya adım atan herkes için mecbûrî istikâmet, ölüm geçididir. Fakat bu hakikat karşısında yine de insan, aslâ fânîliği istemez, dâimâ ölümden kaçıp sonsuzluğu arar.