Hz. Musa’nın (a.s.) duası ve Efendimiz’in (s.a.v.) ahlâkıyla şerh-i sadr; sarp yokuşları aşan ve düşmanını bile sığdıran o muazzam gönül genişliğinin ilâhî sırrı.
Gönül insanı olmak, gönle emek vermeyi gerektirir. Hem kendi gönlünü ve hem de diğer varlıkların gönlünü gözete gözete bir hayat sürme titizliği ister. İslâm da tam bu kıvamda bir insan inşasıdır hakikatte. Rabbimizin insanda oluşmasını istediği «kalb-i selim», bir bakıma böylesi bir kıvamı yakalamaktır.
Gönül genişliği ve iç huzuru bugün geçmişe oranla kaybettiğimiz hasletlerin en başında geliyor. Zira Rabbimiz kalplerin ancak kendisini zikretmekle huzur bulacağını ve itminana ereceğini ferman buyuruyor. Bundan uzaklaştığımız oranda da iç sıkıntıları, stres ve negatif duygular tarafından çepe çevre kuşatılıyoruz.