Allâh’ın bir kulunu küçük görmek ve gönlünü incitmek, onu yaratan Rabbimizi gazaplandırır. Bu sebeple Hak dostları, gönül karşısında titrek bir mum gibi hassas davranmışlardır. Onun Allâh ile alâkasını göz önünde bulundurarak muâmele etmişlerdir. Hele bir de bu, Allah katında sevgili bir kulun gönlü ise…
Dostluk ve muhabbet, müştereklikten kaynaklanır. Gönlü cemâlî esmâ akışlarına mecrâ kılabilmek, Allâh’ın muhabbet ve dostluğuna vesîle olan en güzel müştereklik hâlidir. Bu bakımdan, Allâh’ı seven ve Oʼnunla dostluğu arzulayan bir mü’minin her hâl ve hareketi, O’nun cemâlî esmâ ve sıfatlarından izler taşımalıdır.
Hazret-i Mevlânâ buyurur: “Bir kabahatin dolayısıyla seni azarladığı zaman baban bile, senin gözünde bir canavar gibi saldırıcı ve ısırıcı görünür...” “Bu hâl, onun azar ve cefâsından kaynaklanan derdin bir tesiridir. Yâni babanın îkâzı, senin iyiliğin için olduğu hâlde, ettiği azar ve cefâ, onun gönlündeki merhamet ve acıyışı sana canavar gibi göstermektedir...”