Dinimiz, “kimi dost edineceğimize” karışır. Mü’minlerin, “Allâh’ı, Rasûlü’nü ve kendisi gibi îman eden kimseleri dost edinmesini” emreder. Çünkü dostluk, sadece bu dünyada başlayıp biten bir münasebet ve irtibat değildir.
İnsanların çoğu, saâdeti paylaşmakta beraber olmaya gönüllüdürler. Felâket, ıztırap ve zorluk zamanlarında ise ortada gözükmezler. Böyleleri dost değil, menfaatlerinin arkadaşıdırlar.
Dostluk, müştereklikten kaynaklanır. Gerçek dostluk, ayrı bedenlerin âdeta bir kalple yaşamasıdır.
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- buyurur: “Bir adamla dost olmak istersen (önce) onunla muayyen bir mesâfede kal; bu durumda iken sana normal davranırsa dostluğunu sürdür, yoksa vazgeç.”