Takvâ, kalbi mâsivâdan, yâni Allâh’tan uzaklaştıran her şeyden korumak sûretiyle cemâlî tecellîlerin mâkesi hâline gelmektir.
Osmanlı ülkesi, vakıf müesseselerinin yaygınlığı ve yarışırcasına yapılan hayır-hasenat sâyesinde âdeta dilencisiz bir ülke hâline gelmiştir. Öyle zamanlar olmuştur ki, müslüman zenginler sadaka ve zekâtlarını verecek fakir bulmakta güçlük çekmişlerdir.
İhlâs, bereketiyle nice ateşler gülistân oluverir. Lâkin ateşe girebilmek, ancak Allâh’a Halîl olan HZ. İbrâhim’in (a.s.) hâli ile hâllenmekle, yâni “İbrâhimlik”le mümkündür.
Amellerde iyi niyet ve ihlâs, mü'minlerin maddi ve manevi kirlerden arınmasını temin eden bir temizliktir. Pîrüpâk bir îmâna sahip olan Hz. Ali’nin (r.a.) ihlâstaki derinlik ve hassâsiyeti...
İhlâs ve samimiyet timsali sahabelerin hayatından muhteşem bir ihlâs örneği...
Allâh için yapılan hayırların ecrini zâyî etmemek için, niyetteki ihlâsı hiçbir dünyevî karşılık beklentisiyle zedelememek gerekir.
İhlâs, amellerin, başta riyâ ve ucub olmak üzere her türlü mânevî kirden arınmasıdır. Zîrâ bunlar, ihlâsı bulandıran ve onu yok eden kalbî hastalıklardır.
İhlâsın zirvesini teşkil eden misallerle dolu olan Hz. Muhammed'in (s.a.v.) tebliğ hassâsiyetini anlatan bir hâdiseyi istifadenize sunuyoruz.
Sultan Cem, ağabeyi Sultan 2. Beyazıt’a karşı giriştiği taht mücadelesi ve Avrupa’daki sürgün dönemiyle bilinir. Peki Cem Sultan hadisesinin aslı nedir? İki kardeş arasında neler yaşandı?
İnsanoğluna sayılı günler hâlinde lutfedilmiş olan hayat nîmeti, ilâhî bir imtihan vesîlesidir. Akıllı insan, bu kıymetli ve mahdut imkânı en güzel şekilde ve dolu dolu geçirmenin yollarını arar.