Çanakkale harbi esnâsında düşman donanmasının Marmara denizini geçebileceği endişesi ile tedbir olarak pâdişah ve hükûmetin Eskişehir’e nakli kararlaştırılmıştı. İşte bu durumda II. Abdülhamid Han çok yerinde bir karar alarak herkese âdeta tarihi bir ders verdi.
Araştırmacı-Yazar Fahri Sarrafoğlu, dünyanın en büyük mezarlığını anlatıyor...
Araştırmacı-yazar Fahri Sarrafoğlu, Fatih’teki üç mihraplı caminin özelliğini anlatıyor...
Osmanlı'da Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde memleketin her tarafında, her karış toprağında adâlet, hak ve hukuk hâkim durumda idi. İşte bunu kanıtlayan canlı bir hikaye...
Fâtih Sultan Mehmed, toplumun korunmaya muhtaç fertleri için en hassas edep ve şefkat ölçülerini aksettiren ulvî kâideleri asırlarca evvel ortaya koyuyordu.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde kardeş ve evlât katli meselesi, alternatifsiz iki büyük mecbûrî tehlikeden en hafifini tercih etmek zarûretine binâen, nâçâr bir şekilde tatbik edilmiş bir hâdisedir. Birçok kritik durumda ortaya çıkan bu çaresizliği açıkça şu örneklerde görmek mümkündür.
Gâzi Sultan Fâtih Mehmed Han, tedkîk edildikçe derinleşen, derinleştikçe deryâlaşan bir zâhir ve bâtın sultânıdır. Onun her sahada gösterdiği muvaffakıyet ve faâliyetler, müstesnâ bir mahâretle gerçekleştirdiği kalem ve kılıç işbirliğine dayanmaktadır.
Fâtih Sultan Mehmed’in, hiçbir sıkıntı ve meşakkatten yılmayarak Allah yolundaki şu samimî gayreti ve müslümanlara hizmet ufku, o mübârek ecdâdın torunları için muhteşem bir numûne-i imtisâldir:
Fâtih Sultan Mehmed Han, mânevî terbiyesinde yetiştiği hocası Akşemseddîn Hazretleri’ni çok sever, ona pek fazla hürmet ederdi. Sık sık ziyâretine gider; yanından, gönlü huzur ve sükûn içinde dönerdi.
Fâtih Sultan Mehmed Han, ashâb-ı kirâm zamanından beri devam edegelen ve İstanbul’un fethini hedef alan ulvî bir heyecan şerâresi hâlindeki hamlelerin sonuncusunun başkumandanlığını yapıyordu.