İnfâk ehli bir mü’min, diğergâm insandır. Yarın ilâhî mahkemede kendi kurtuluş beraatını alabilmenin, bugün başkalarının da kurtuluşu için gayret ve himmet etmekten geçtiğini bilen insandır.
2. Murad Hân’ın, oğlu 2. Mehmed’i ısrarla tahta geçirmesindeki sebepler nelerdir? Şehzâde Mehmed’i fatih yapan tavsiyeler…
İhlâstan mahrum gönüllerin riyâ ve gösteriş gibi marazlarla bulanık hayırları hiçbir değer ifâde etmez. Bu hususta en büyük tehlike, infâk edenin nefsine bir pay çıkarması veya yaptığı hayrı fânî menfaat düşünceleriyle gölgelemesidir.
“Seven, sevdiğinin her şeyini sever” hükmünce, ecdâdımız da, Peygamber Efendimiz’i seven, bulunduğu beldelerde yaşayan ve hizmetinde bulunan herkese karşı ayrı bir muhabbet, edep ve hürmet göstermişlerdir.
Sultan II. Abdülhamid Han’ın torunu Nilhan Osmanoğlu, “Osmanlı’ya kim hasret değil ki! Biz bu topraklarda yaşıyoruz, biz bile hasretiz. Filistin’de bulunma şansım oldu. Filistinlilerin gözlerindeki aşkı, sevgiyi, bekleyişi görmeniz lazımdı” dedi.
Osmanlılar, doğruluk husûsunda eşsiz, nâmus mevzuunda da son derece hassas bir gönül yapısına sahiptirler. Bu hâlleri, pek yüksek ve müstesnâ bir fazîlet arz eder ki, bu da, Kur’ân-ı Kerîm ile Sünnet ahkâmına bağlılıklarının bir neticesidir.
Gâzi Sultan Fâtih Mehmed Han, tedkîk edildikçe derinleşen, derinleştikçe deryâlaşan bir zâhir ve bâtın sultânıdır. Onun her sahada gösterdiği muvaffakıyet ve faâliyetler, müstesnâ bir mahâretle gerçekleştirdiği kalem ve kılıç işbirliğine dayanmaktadır.
Allah rızâsı için yapılan her çeşit hizmet, güzel ve mukaddestir. Fakat ideal insan yetiştirme gayreti her zaman öncelik ifade eder. Bu bakımdan gençliği ve nesilleri kendi medeniyet ve kültür değerlerimizle yetiştirme hizmetleri son derece mühim bir mesʼûliyettir. Bu çerçevede, ihlâsla gayret gösteren eğitim müesseselerine maddî ve mânevî sahip çıkılması, bizlere Cenâb-ı Hakkʼın lûtfettiği İslâm nîmetine şükür için vicdânî bir zarurettir.
Fâtih Sultan Mehmed Han, ashâb-ı kirâm zamanından beri devam edegelen ve İstanbul’un fethini hedef alan ulvî bir heyecan şerâresi hâlindeki hamlelerin sonuncusunun başkumandanlığını yapıyordu.
Osmanlı'da "fetret dönemi" olarak kabul edilen ve Yıldırım Bayezid'in oğulları arasında çıkan taht kavgasının Osmanlı'yı anlamak açısından bize önemli işaretler verir.