Hadisi şerifi nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? Hadisten çıkarmamız gereken dersler nelerdir?
Allah dostlarının tevâzu ve ihlasla dolu dünyasını anlatan ibretlik misaller...
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, gerçek mânada bayramın ne olduğunu ve bayramı nasıl ihyâ etmemiz gerektiğini anlatıyor.
İçinde yaşadığımız çağda Müslümanların payına ne yazık ki keder, ızdırap, yokluk, fakirlik düştü. Dünyanın bir kısmı varlığın çılgınlığını yaşarken, diğer kısmı açlık, yokluk ve ıstırapların pençesinde kıvranıyor. Böylesine bir dünyada benim vereceğim zekatın sadakanın ne kıymeti olur diye düşünmemek gerekir. Çünkü biz, öncelikle kendimiz için vermekteyiz. Alan değil veren kazanmaktadır.
Hazret-i Ali (r.a.) dört şey devam ettiği müddetçe din ve dünya, huzur ve selâmetle ayakta duracağını anlatıyor.
Zekâtlar, sadakalar, fitreler, velhâsıl Allah için yapılan bütün infaklar, sarf edilişlerindeki ihlâs nisbetinde, malın bir bakıma mânevî sigortası olur, onu zâyî olmaktan muhâfaza eder. Cenâb-ı Hak kulunun hâlisâne cömertliğine mukâbil, 10’dan 700 misline kadar ecir ihsân eder.
Zekât, belli bir miktarın üzerinde mala sahip olan zenginlerin, hicrî takvime göre senede bir defa mallarından % 2,5 nisbetinde Allah için vermeleridir.
İnsan, yaratılanların en şereflisi ve cihânın en güzîde ziynetidir. Cenâb-ı Hak, insanoğluna diğer mahlûkâtına vermediği sayısız nîmet ve kâbiliyetler lutfetmiştir. Bu müstesnâ ihsan ve ikramlarına mukâbil, onu mes’ûliyet sâhibi bir varlık kılmıştır.
Mü’minlere karşı idârî mes’ûliyeti bulunanların sahip olmaları gereken kardeşlik hassâsiyeti nasıl olmalıdır?
Dul ve yoksullara yardım edenlerin mükâfâtı nedir? Dr. Murat Kaya anlatıyor.