İblisin, ilâhî gazaba dûçâr olmasının sebebi, Hazret-i Âdem’e karşı gururlanmak sûretiyle Rabbine baş kaldırması, böylece Cenâb-ı Hakkʼın kibriyâ sıfatına ortaklık iddiâsına kalkışmış olmasıdır.
Kur’ân-ı Kerîm’de üzerinde en çok durulan hususlardan biri olan sabır, değişen acı-tatlı şartlar karşısında kalbî muvâzeneyi bozmamak, kulluk dengesini ve gayretini muhafaza etmektir.
Namaz; dînin direği, mü’minin mîrâcıdır. Vazgeçilmez bir kulluk vazifesidir. Düşmanla muhârebe esnâsında dahî terk edilemez.
İnsanın gerçek yüzü, zorluklarla denendiği, nefsinin damarına basıldığı zaman ortaya çıkar. Bunun ölçüsü de insan ilişkileridir.
Sahâbeler, Allah Rasûlü (s.a.v) Efendimiz’e öylesine bağlı ve itimat hâlinde idiler ki ilk bakışta akla zıt görünen hallerde bile tereddütsüz ittibâ ederler, tam mânâsıyla O’na teslim olurlardı.
Erkam Yayınları yazarları 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarında kitaplarını imzalayıp, okurlarıyla buluşuyor.
Gizli şirk olan riyâ, en makbûl amelleri bile boşa çıkarıp sahibini ilâhî gazaba dûçâr eder. Bu sebeple müʼmin, ibadet ve tâatlerinde aldanışa düşmeden Âhiret hazırlığı yapmalıdır.
Meşhûr bir atasözünde “Meyve veren ağaç taşlanır.” denilir. Yani bilgili, hünerli ve iyi kimseler kıskanılır, eleştirilir ve işlerini yapmaları zorlaştırılır. Mevlânâ Hazretleri Mesnevî'sinde bu konuya değinir ve konuyla ilgili güzel örnekler verir.
Bugün size hayat veren su, yarın sizi boğabilir. Hazret-i Ali’nin (r.a.) şu hikmetli sözleri kulağınıza küpe olsun.
“Çok zikir; adedi fazla olan değil, gafletten sakınarak ve huzûr ile yapılan zikirdir.”