Tevbe ve istiğfar, gerçek mâhiyetiyle derûnî bir pişmanlık ve sığınma olması sebebiyle, Allâh’a yaklaşmanın en müessir vâsıtasıdır.
İstihâre duâsı, sonucu hayır ve iyi olduğu tam anlamıyla bilinmeyen durumlarda, Allah'tan hayır olanı göstermesi için edilen bir duadır. Peygamber Efendimiz sahabelerine istihâre namazı öğretmiş ve kılmaları hususunda onları bilgilendirmişti. İşte istihâre namazı ve duâsı...
Harâmdan kaçınmak ibadettir. Bir harâmdan sakınmanın sevâbı, yapılan ibadetlerden kat kat fazladır. Sultan Abdülazîz Hân’ın şu misâli calib-i dikkattir.
İmâm-ı Âzam, İmâm Şâfiî, Ahmed bin Hanbel gibi gerçek âlim olan Hak dostları, hayatlarını hep takvâ ölçüleri içinde sürdürmüşlerdir.
Takvâ, kalbi mâsivâdan, yâni Allâh’tan uzaklaştıran her şeyden korumak sûretiyle cemâlî tecellîlerin mâkesi hâline gelmektir.
Vitir (vitr) Arapça’da çiftin karşıtı olan “tek” anlamına gelir. Hz. Peygamber günün kılınan son namazının tek (vitr) olmasını tavsiye ve teşvik etmiş (Müslim, Müsâfirîn, 53) ve bu namazı uyanacağından güvende olanın, sabah namazının vaktinin girmesinden biraz önce,( Tirmizî, Vitr, 12; Ebû Dâvud, Vitr, 8) gece uyanamayacağından endişe edenlerin ise yatsı namazından sonra ve yatmadan önce kılabileceklerini bildirmiştir. (Müslim, Müsâfirîn, 53.) Şâfiî, Mâlik ve Ahmed İbn Hanbel’e göre sabah namazını kılmadığı sürece, vitir namazı fecirden sonra da kılınabilir.
Merhum üstadımız Mahmud Sâmi Ramazanoğlu -kuddise sirruh- Hazretleri, 12 Şubat 1984 yılında, Medîne-i Münevvere’de vefat etmişti. Üzerinden tam otuz iki yıl geçmiş. Bu kadar zamana rağmen, o, eserleriyle, sevenleriyle, sohbetleriyle; yani “sadaka-i câriyesiyle” yaşamaya devam etmektedir.
Osmanlı ülkesi, vakıf müesseselerinin yaygınlığı ve yarışırcasına yapılan hayır-hasenat sâyesinde âdeta dilencisiz bir ülke hâline gelmiştir. Öyle zamanlar olmuştur ki, müslüman zenginler sadaka ve zekâtlarını verecek fakir bulmakta güçlük çekmişlerdir.
İhlâs, bereketiyle nice ateşler gülistân oluverir. Lâkin ateşe girebilmek, ancak Allâh’a Halîl olan HZ. İbrâhim’in (a.s.) hâli ile hâllenmekle, yâni “İbrâhimlik”le mümkündür.
Amellerde iyi niyet ve ihlâs, mü'minlerin maddi ve manevi kirlerden arınmasını temin eden bir temizliktir. Pîrüpâk bir îmâna sahip olan Hz. Ali’nin (r.a.) ihlâstaki derinlik ve hassâsiyeti...