Târih ilmini sadece kuru bir vak’alar mecmûası sanmak ve öyle telâkkî etmek, büyük bir hatâdır. Gerçek târih ilmi, çeşitli hâdiseler, sürprizler ve mâcerâlar ile dolu toplumların hayatiyetlerinde hak veya bâtılın doğru veya yanlışın asıl zemînini gösteren mübârek bir ilimdir.
Temizlik ve nezâket Müslümanların şiârıdır. Temizlik, maddî, mânevî, sıhhî ve dînî yönlerden zarûrîdir.
Osmanlı Devleti’nin şehit aileleri ve gaziler için yaptığı infâk, büyük bir nezâket ve vefâ örneğidir.
Katılabilmenin ilk şartı, çok tefekkür etmek, az yazmak ve çok az konuşmak olan meclis...
Osmanlıların edeb, nezâket ve terbiye husûsunda ulaştıkları seviye, hiçbir milletle kıyaslanamayacak derecede yüksektir. Onların muâşeret âdâbı, misli görülmemiş bir mükemmellik ve incelik arz eder. Bunlar, millet ve mezhep ayrımı yapılmaksızın bütün insanlara karşı aynen riâyet edilen rûhî ve vicdânî bir kanun mesâbesindedir.
Peygamber Efendimiz’in mübarek vasıfları ve üstün ahlâkı...
“Temizlik îmânın yarısıdır.” (Müslim, Tahâret, 1) hadîs-i şerîfini şâheser hüsn-i hatlarla yazarak evlerinin ve câmîlerinin duvarlarına asan Osmanlılar, bunları daha ziyâde gönüllerine yerleştirerek kendilerine şiâr ve düstur edinmişlerdir.
Rabbimiz, Resûl’ünü överken, “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” buyurmaktadır. (Kalem Suresi, 4) Bu öyle muazzam bir ahlâktır ki, sahibini asaletin ve nezâketin zirvesine kanatlandırmıştır.
Peygamber Efendimiz’in kişisel ve çevre temizliği nasıldı? İşte Hz. Peygamberin temizlik anlayışı...
Doğruyu söylemek anlamına gelen gıybetin haram olmasının hikmeti, insanın şerefini ve kişiliğini korumaktır.