Mü’minlerin meleklerden gelen bolluk ve berekete nail oldukları amel...
Peygamber Efendimizin öğrettiği, sabah akşam okunacak dua...
Mümin, kendisine nâhoş hareket ve işlere aynıyla değil, bilâkis İslâm’ın gerektirdiği bir güzellik içerisinde mukâbelede bulunmalıdır.
İslam’da kendilerinden kalem kaldırılan, ceza verilmeyen kimseler var mıdır?
Her fikir manzûmesinin ana gâye ve iddiâsı, insanı yükseltmek ve insânî münasebetlere bir seviye kazandırmaktır. Fakat hiçbir beşerî sistem, bu gâyeyi gerçekleştirmede İslâm ile kıyas edilebilecek bir noktaya ulaşamamıştır. Bunun sebebi, beşerî sistemlerin, imkânları sınırlı olan akla dayanmasıdır.
Düşünmeliyiz ki Rabbimiz, bilip bilmediğimiz nice kusur, gaflet ve zaaflarımıza rağmen, bizlerden nîmetlerini esirgemiyor. Lâyık olmadığımız hâlde bizlere nice ihsan ve ikramlarda bulunuyor. Dolayısıyla, Cenâb-ı Hakkʼa nîmetleri için hamd ve şükrederken, hatâ ve noksanlıklarımız için de istiğfarda bulunmalıyız.
Peygamber Efendimiz’in, herhangi bir ameli yapan kişilerin çok büyük ecirler kazanacağını bildirmesi, insanları o amele teşvik etmek ve kıymetini bildirmek içindir. Hz. Osman’ın (r.a.) naklettiği geçmiş günahları sildiren amel...
Allah, ‘Ümmet-i Muhammed’i Kur’ân’da bahsi geçen kavimlerin helâkı gibi topyekün bir helâkla cezalandırır mı?
Hz. Osman’ın (r.a.) ilk hutbesi nasıl olmuştur?
Hayır ve hasenatta birbiriyle yarışan Osmanlı devlet adamları infâk kültürünün en güzel numûnelerini sergiledi. Osmanlı Devleti’nin “hayır”da ve sadaka hassâsiyetinde zirve şahsiyeti Fatih Sultan Mehmet, infâk kültürünün en zarif örneklerini verdi.