Hz. Ebûbekir (r.a.) kimdir? Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in en yakın dostu, Altın Silsile’nin ilk halkası, cennete ilk girecek kişi, ikinin ikincisi, ilk Halife; Hz. Ebubekir’in (r.a.) hayatı.
Dostluk, müştereklikten kaynaklanır. Gerçek dostluk, ayrı bedenlerin âdeta bir kalple yaşamasıdır.
Zühd, dünyaya lâyıkından fazla değer vermeme, rağbet etmeme, kanaatkâr olma, her türlü dünyevîve, nefsânî zevke karşı koyarak kendini ibadete vermektir. Lâkin zühd, bu dünyadan tamamen el çekmek olarak anlaşılmamalı, dünyevi şeyleri gönle sokmadan takva ikliminde yaşamak şeklinde idrak edilmelidir.
Hazreti Ebubekir'in -radıyallâhu anh- helal lokma hassasiyetini anlatan kıssa şöyledir.
Ashâbın en zenginlerinden olan Ebû Bekir -radıyallâhu anh-, Allah Rasûlü’nde fânî olunca, canını ve malını cömertçe O’nun yolunda fedâ etmişti. Fahr-i Kâinât Efendimiz’e peygamberlik geldiğinde, Ebû Bekir -radıyallâhu anh-’ın 40 bin dirhemlik bir serveti vardı. Malının büyük bir kısmını İslâm uğrunda infâk etti. Müslüman olan köleleri âzâd ediyor, mü’minlere her türlü desteği sağlıyordu. En son kalan 5 bin dirhemi de hicret esnâsında yanına alarak yola çıktı ve Medîne-i Münevvere’de Allah için infâk etmeye devam etti.[1]
Ebû Bekir -radıyallâhu anh-, gönlünü, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in kalp âlemini yansıtan berrak bir ayna hâline getirmişti. Bu itibarla o, Peygamber Efendimiz’de fânî olmanın en müşahhas numûnesi oldu. Bu fânî oluş sâyesinde de, Fahr-i Kâinât Efendimiz’e âit her şey, onun kalbinde çok derin bir mânâ kazandı.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh-’ı çok severdi. Her gün mutlakâ yanına uğrardı.[1] Ebû Bekir -radıyallâhu anh- da Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i görmeden huzur bulamazdı. Peygamber Efendimiz’in herhangi bir seriyye ile gönderdiği veya hac emîri tâyin ettiği günler hâriç, O’ndan hiç ayrılmadı. Yani ömürleri beraber geçti.
Fahri Kâinat (s.a) Efendimizin hayatı, nezâheti belli. Büyükler de onu, mümkün olduğu kadar kendilerinde tatbik etmeye gayret etmişler. Müslümanlar zeki olacak; anlayışlı, nâzik, kibar olacak. Tabii nezâket çok mühimdir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizi tanımakla ilgili hadis-i şeriflerden ve Rasûlâllah Efendimiz'in bu husustaki ikâzından bahsediyor.
Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahu anh-’ın şu hâli, benzeri bulunmayan bir muhabbet ve incelik eseridir...