Hazret-i Âişe vâlidemize Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in en çok sevdiği kişiyi sorduklarında iki ismi bildiriyor ve ardından sebebini açıklıyor. Ramazan ayının sonlarına yaklaştığımız şu günlerde Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin sevigisi için bizler de bu sebebe sarılabiliriz.
Râbıta, muhabbeti dâimâ canlı tutmaktan ibârettir. Esâsen kâinatta râbıtasız hiçbir insan yoktur. Herkes birileriyle mutlakâ kalben irtibat hâlindedir.
İslâmʼın hedeflediği “kâmil bir insan” seviyesine nâil olabilmek için, dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp yaşamak îcâb eder.
Hicret esnasında neler yaşandı?
İsraf ve cimrilik ne demektir? Dinimiz israf ve cimrilik ile ilgili ne buyurmaktadır?
Bu kâinatta zerreden kürreye kadar var edilen her şey, ilâhî bir sanat harikası ve ilâhî kudretin bir vitrini olarak yaratılmıştır. Nefsânî arzularını bertaraf edebilen kimseler için bu vitrinler, kula acziyetini tattırarak Allâh’a yaklaştıran ilâhî bir lütuftur. Bu lütufları gören ve idrâk eden ise hakikatte göz değil, hissiyâtın merkezi olan kalptir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi Ramazan mülakatları çerçevesindeki sohbetlerine devam ediyor. İlahi bir tanzimin gereği olarak bütün toplumlarda zenginler ve fakirler var. Zengin ve fakir ayrımının belki de en dikkate değer yakınlaşmasına şahit olduğumuz Ramazan ayı ise zekat, fitre gibi konularıyla infak hususunu yeniden gündemimize getirmiş oluyor. Biz de bu çerçevede Ahmet Taşgetiren Bey'in Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile yapmış olduğu ''Ramazan ve İnfak'' konulu mülakâtın birinci bölümünü sizinle paylaşıyoruz.
Suheyb-i Rûmî -radıyallahu anh-, havass-ı ashâb-ı Rasûlullah’dan, Suheyb bin Sinan bin Mâlik en-Nemrî hazretleridir ki “Suheyb ne iyi bir kuldur” diye Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimizin övgüsüne mazhar olmuşdur.
Tasavvufî usûl ve esasların menşei; rûhu; Kur'ân ve hadislerde mevcûd olan nebevî faâliyetin; her zaman ve mekânda devam ettirilmesinden ibârettir. Meşâyıh zümresi ve onların kesintisiz devâm etme gerçeğinin kaynağı da bu îcâb ve ihtiyaçtır.