Keyfiyetli ilgi, her şeyi büyüten ve geliştiren bir iksirdir. Ancak bu çeşit ilgi samimi bir gönülle yerine getirilmelidir. Yapmacık ilgiler ise bazen zararlı bile olabilir.
Her hastalıkta olduğu gibi manevî hastalıklarda da erken teşhis önemlidir. Hastalık derinleşip bütün benliği sardıktan sonra hayata geri dönüş kolay olmayacaktır. Bu itibarla yıllık, haftalık ve hatta günlük bir muhasebe ile hâli ölçmek, kulluk kıvamının sıhhati için son derece önemlidir.
Muamelâtta istikâmet, önce sahih ilmî kaynaklara ve sâlih âlimlere müracaat, sonra da hassas ve diri bir kalbin itmi’nânı ve onayı ile gerçekleşebilecektir. İman ve takvâ duyguları artıp geliştikçe de kalp pusulasının hakikatleri göstermedeki isabeti o nispette artacaktır.
Nice büyük hayırlar, çok miktarda malı mülkü olanlar tarafından değil, kocaman bir yüreğe sahip, fedakâr öncülerin liderliğinde gerçekleştirilmiştir. O varsa, yola çıkmaktan korkmamalıdır.
Tasavvuf, dünyayı bir kenara bırakıp ruhbanlığa yönelmek değildir. Dinden ayrı bir din değildir. Dine ilave bir sistem de değildir. Tasavvuf, asr-ı saadette hâl olarak yaşanan bir tezkiye ve terbiye disiplinidir.
Son zamanlarda ülkemizde de görülmeye başlayan güya “Kur’an Müslümanlığı” ya da “Hadis Müslümanlığı” masum ismi altında mezhepsizlik cereyanı canlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu görüş sahiplerinin en bariz vasıfları, geçmiş âlim ve âriflere karşı kimi zaman alaycı ve istihkâr edici saygısız bir üsluba sahip olmalarıdır.
Onlar öyle bir nesildir ki, Yüce Rabbimiz kendileri hakkında “Allah onlardan, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır” hükmünü tüm insanlığa ilan etmiştir.
Dr. Adem Ergül bu yazıda, İslâm âlimlerimizin tespitlerinden yola çıkarak, varlık ve hâdiselere Müslümanca bir bakış çerçevesi sunmaya çalışıyor. Hem olması gerekene ve hem de olmaması gerekene kısa kısa dikkat çekiyor.
İslâm’ın kendisi için bir hayat düsturu olduğuna iman etmiş bir Müslüman olarak varlığa, hayata ve hâdiselere bakış açımızı, diğer bir ifadeyle inanç umdelerimizi, amel ve davranışlarımızı, öncelikle Kur’an ve sünnette beyan edilen esasların belirlemesi tabiidir.
Dr. Adem Ergül, Peygamber Efendimize tabi olunmadan hidayete erilemeyeceğini anlatıyor...