Dostlar, acı da olsa hakîkati söylemeye çalışır. Dostunun kalıcı bir zarar görmesindense geçici olarak kırılmasını tercih ederek, doğruları söylemekten vazgeçmez. Mevlânâ, başka beyitlerinde kendisine danışmak isteyen birine, yardımcı olamayacağını söyleyen bir kişinin dilinden bu hakîkati ifade ediyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Münafıklarla dost olmanın uğursuzluğu, mü’mini de onlar gibi çirkinleştirir ve âsî kılar.” (c.2, 2892) sözleriyle ifade ediyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Gönül, her dosttan bir gıda alır. Gönül, her bilgiden bir mânevî zevk, bir safa, bir arınma elde eder.” (c.2, 1089) ifadesiyle dost olacağımız kimseyi iyi seçmemiz gerektiğini söylüyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Kimin bir ölüye, yâni fânî bir varlığa sevdâsı varsa, o sevdâyı canlı ve diri varlığa kavuşmak için besler. Böylece fânî bir varlığı sevmek, aşka bir köprü olur da, onu ilâhî sevgiye ulaştırır.” (c.3, 545) der.
Suriye'de 2011 yılında başlayan savaşın ardından Esed zulmü ve her gün üzerilerine yağan bombalar yüzünden hem vatanlarından hem de yakınlarından olan aileler, Türkiye'nin kendilerine sunduğu imkanlar sayesinde acılarını bir nebze de olsa unutup, hayata sarılıyor.
İnsan tek başına yaşayamaz. İlk birliktelik babamız Adem ve anamız Havva ile başlamış, dişili erkekli üreme neticesinde birlikteliğin çerçevesi genişlemiş ve genişlemeye de devam etmektedir. Özellikle ticari ve kültürel anlamda sınırların kalktığı günümüz dünyasında gelişen bu birlikteliğin oluşturduğu bir takım yeni durumlar ve sorumluluklar söz konusudur. Bu da bize insanların ne kadar birbirine muhtaç olduğunu gösteriyor.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi Allah'ın dost kullarına meleklerin yardımda bulunduğu 3 zor zamanı anlatıyor...
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in üç dost hakkında yapmış olduğu izâhat, bu dünyadaki imtihanımızın ve mesuliyetimizin neler olduğunu bizlere açıklıyor.