"Bu din her şeyiyle kolaylıktan ibarettir." hadisini nasıl anlamalıyız? İbadetlerimizi eksiksiz yapa bilir miyiz? Bu konu ile ilgili hadisler nelerdir? Dr. Murat Kaya anlatıyor...
Yüce dînimizin en büyük gayelerinden biri, mü’minlerin iç dünyalarını ve dış âlemlerini güzel ahlâk ile tezyîn eylemektir.
Dinimiz, Rabbimizin bize yüklediği emirler, yasaklar ve tavsiyelerden oluşan görevlerimizdir. Birinci görevimiz, Allah (cc.)’ ı bilmek, sevmek, saymak ve kulluk etmektir. Gerisi hep onun içindedir. Ona kulluk ise İslam’ı öğrenmek ve yaşamaktır.
Dinimizde ölümü temenni etmek yasaktır. Ancak şehit olmayı temenni etmek, güzel görülmüştür. Hayr olan şeyleri istemek güzeldir.
Kulluk yoğun bir Ramazan mevsimine girdiğimiz şu günlerde yapılacak amellerin sıhhati ve kalitesi bakımından, niyetlerin sağlam ve uygulama kusurundan salim olmasına dikkat etmek, bir başka ifade ile dini yükümlülükleri ciddiye almak lazım gelmektedir.
İslâm dini, son hak din olduğu için hak dinin temel prensipleri kesin bir şekilde ortaya konarak, zamana ve mekana göre değişebilecek nitelikte hükümler, ilim adamlarının içtihatlarına bırakılmıştır. Müslümanlığın kıyamete kadar sürmesini ve her asırda hak din niteliğini devam ettirmesini sağlayan da bu niteliğidir.
Duygu, düşünce, inanç, nasihat ve uyarıları ifade etme yollarından en çok kullanılanı sözdür. Söz bazen sultan olmuştur ama sözün kulaktan başka müşterisi yoktur.
İnsanlığımızla alakalı, dinimizden kaynaklı işlerde haberlerden etkilendiğimiz kadarı ile sorumluluk alamayacağımız çok açık bir gerçektir. Üzerimize binen ekonomik yük veya siyasi ağırlığın da sorumluluk oranımızı belirleyemeyeceği kesin bir gerçektir. Sorumluluk payımızı, kalbimizin meylettiği siyasi kadrolara da havale edemeyiz.