Dinimiz Her Şeyiyle Kolaylık Dinidir

"Bu din her şeyiyle kolaylıktan ibarettir." hadisini nasıl anlamalıyız? İbadetlerimizi eksiksiz yapa bilir miyiz? Bu konu ile ilgili hadisler nelerdir? Dr. Murat Kaya anlatıyor...

Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

Bu din her şeyiyle kolaylıktan ibarettir. Kim (amellerim eksiksiz olsun diye) kendini zorlarsa din mutlakâ ona gâlib gelir (ve neticede o kişi ezilip büsbütün amelden kesilir). O hâlde istikâmet üzere dosdoğru gidin ve îtidâlli olun! Yapmak istediğiniz ameli tam olarak îfâ edemezseniz, gücünüz yettiği kadar mükemmele yaklaşmaya gayret edin! Böyle yaparsanız size müjdeler olsun! (Zira amellerin azına da pekçok ecir lûtfedilir). (Yola çıkarken) sabah ve akşam yolculuğundan, biraz da gece yürüyüşünden istifâde ediniz (de kendinizi yormayınız). (Buhârî, Îmân, 29)

BU HADİSTEN NE ANLAMALIYIZ?

Peygamber (s.a.v) Efendimiz’e:

“‒Allah’a en sevgili olan din hangisidir?” diye suâl edilince Allah Rasûlü (s.a.v):

“‒Müsâmaha ve kolaylık üzerine kurulmuş olan hanîf İslâm dînidir.buyurmuşlardır. (Ahmed, I, 236; Buhârî, el-Edebü’l-müfred, I, 108/287. Krş. Buhârî, Îmân, 29)

Allah yolunda yalnız elimizden kolaylıkla gelen amellerle mükellef olduğumuz gibi birbirimize vereceğimiz işlerde de tâkat getirilecek kadarıyla iktifâ etmeliyiz.

HERKES GÜCÜ KADARINDAN MESULDÜR

Nâfile ibadetler için dinç olduğumuz vakitleri değerlendirmeliyiz. Âhiret yolcusu olan mü’min, ancak bu şekilde maksadına ulaşabilir.

Allah yolunun yolcusu olan ehl-i tâatin diyar diyar sefer eden, sıcak çölleri aşan kişilere benzetilmesi ne kadar belîğ olmuş! Sıcak çöllerde gündüz yolculuğu, bazen insanı helâk edebildiği için sabahın, akşamın ve biraz da gecenin serinliğinden istifâde etmek, yardım almak lâzımdır.

İSLAM’I ANLATIRKEN İZLENECEK YOL

DİNİMİZİN DELİLLERİ

İSLAM'I HİÇ DUYMAYAN KİŞİNİN DURUMU NEDİR?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.