Cenâb-ı Hak mü'minleri, en fecî hastalık olan Hak’tan gâfil kalmaktan sakındırır, kullarına yakınlığını ve her an onlarla beraber olduğunu buyurur.
Asr-ı saadet döneminden fedakârlığı anlatan ibretlik bir kıssa...
Peygamber Efendimizin ashabından Abdullâh bin Huzâfe’nin (r.a.) eşsiz fazîletini ve îman cesâretini sergileyen nice ibretlerle dolu kıssası.
Kâmil mü’minler, kendilerini inciten bir hâdise karşısında, öncelikle o muâmeleye müstehak olup olmadıkları yolunda bir nefis muhâsebesine yönelirler. Böylece, mâruz kaldıkları cefâlardan da mânen istifâde imkânı elde ederler.
Abdullah bin Mes’ud (r.a) çobanlık yaparken Rasûlullah (s.a.v) ile Ebû Bekir'in (r.a) müşriklerden kaçarken şahit olduğu hadiseyi naklediyor.
Peygamberler ve onların müjdeledikleri dışında hiç kimsenin, son nefesini îmanla verebileceğine dâir bir teminâtı yoktur.
Asr-ı saâdetten, fedâkârlığın hayatımıza nasıl aksettirilmesi gerektiğini gösteren zirve bir misal.
Ashâb-ı kirâmın hayâtı, sayısız fazîlet, hikmet ve ibretlerle doludur.
Nefsânî iştihâlardan başka bir talebi kalmamış ölü kalplere sahip kimselerin dünyada yemek, içmek, gelgeç sevdâlarla ömür tüketmekten başka bir maksatları yoktur.
Mü’minlere karşı idârî mes’ûliyeti bulunanların sahip olmaları gereken kardeşlik hassâsiyeti nasıl olmalıdır?