Dâvâ ne demek? Kısaca anlamı nedir? Kur'ân-ı Kerim'de davâ kelimesi, sözlük anlamına uygun olarak hangi ayetlerde ve kaç yerde geçiyor?
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri'nin Bursa kadısı olduğu yıllarda önüne garip bir dâvâ geldi. Bir kadın, kocasından şikayetçi olarak hocaya hacca gittiğini anlattı. Hoca, bakın ne yaptı?
İnsanlık tarihi boyunca hiçbir filozofun görüşlerini hayatına tatbik ederek saâdet ve selâmete ermiş bir toplum gösterilemez. Onların öne sürdükleri fikirler, yaşanması mümkün olmayan kuru nazariyelerden ibaret kalmış ve umûmiyetle kütüphanelerin tozlu raflarındaki kitaplarda hapsolmaya mahkûm olmuştur. Hayata intikâl ettirilmek istenen bâzıları ise yeryüzünü kan ve gözyaşıyla sulamaktan başka bir işe yaramadan, kısa bir müddet sonra tarihin çöplüğüne atılmışlardır.
Mısırlı alim, dâvâ adamı Hasan el-Bennâ’yı yolundan döndürmek isteyenler ona çok tuzaklar kurdular, ağlar attılar. Ama o, bu oyunlara aldanmadı.
Kadim Yunan’da aklın zaafını gösteren meşhur bir hâdise...
Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatı, i’lâ-yı kelimetullah dâvâsına adanmış bir hayattır. O, Allah’ın dinini anlatmak, yaymak, onu yüceltmek için çalışmış, bu gâye uğruna kendisine yapılan bütün işkencelere ve hakaretlere göğüs germiş bir mücâhiddir. Mahkemelerde söylediği şu sözler, gerçek Hak erlerinin adanmış ruhlarını göstermesi bakımından önemlidir...
Tarihte nice zaferler, liderlerin heyecan ve ruh üfleyen samimi hitapları neticesinde askerlerde oluşan gönül ve hedef birlikteliğinin neticesinde gelmiştir. Dâvâsına adanmış ve bu uğurda şehâdeti göze almış kimselerin sözleri ise, çok daha tesirli ve sürükleyicidir.
İnsanı, hizmet ve dâvâ yolunda muhabbet ve neşeyle koşturan, işte bu bir avuç heyecandır. Bu heyecanı söndürmek, büyük vebaldir. Zira heyecansız yürekler, bedeni ve imkânları harekete geçiremez, harikalar meydana getiremez. Heyecan biterse, kişi et ve kemik yığınına dönüşüverir.
İ‘lâ-yı kelimetullâh yolunda muhteşem bir cihan devletinin temelini atan cengâverler sultânı[1] Osman Gâzi'nin (1258-1326) hayat hikâyesi.
Yüreğinde dâvâsını dert edinen her dâvâ adamı, her fırsatı kendi ideali uğrunda değerlendirmesini bilir. Mazeret aranırsa, insan nefsi sayısız gerekçeler üretebilecek fıtratta yaratılmıştır. Önemli olan gönülde mazeretin olmamasıdır.