Evlilik, Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva vâlidemizin nikâhla cennette bir yuva kurmasıyla başlamış, geçmişi, insanlık tarihi kadar eski, köklü ve dînî bir müessesedir.
Âdem -aleyhisselâm- güzelliklerin içinde, Rabbinden o an cennette olmayan bir şeyi istedi ve o istediği şeye de hasret duydu. Neydi cennette bile özlenen? Yokluğu cennette bile fark edilen?
Sadâkat; niyette, düşüncede, sözde ve amelde doğru olmak, ihlâs ve samîmiyetle hareket etmek demektir. Emniyet de emîn olmak, güvenilir bir şahsiyet sergilemek demektir.
Allah teâlâ’nın cennette mü’minlere hazırladığı nimetler nelerdir?
Duyguları akıl, tecrübe ve vahyin ışığında uyarmak, ciddî ve meşrû işlere yönlendirmek gerekmektedir. Zira gerçek ve sürekli mutluluk yani cennet böyle bir mücâhede ile kazanılabilecektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) sahabeye cennete götürecek ameli söylüyor.
Cami ve mescidlere ibadet, zikir ve ilim için devam etmek başlı başına bir iyilik ve hayırdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Sabah veya akşam camiye giden kimseye, Allah cennette ikram hazırlar" buyuruyor.
Ebû’l-Hasan Harakani Hazretleri nefsi arındırıp kemâle erdirmenin yollarını anlatıyor.
Müslüman cennet yolcusudur. Yani onun en son hedefi cennette ebedi mutluluğu yakalamaktır. İşte aşağıdaki hadisimiz bu mutlu sona ulaşabilmek için yapılması gerekenleri saymaktadır.
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. "Oruçlular nerede?" diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez."