Diğer insanlar hakkında peşin yargılarla ya da bazı davranışları sebebiyle sû-i zanda bulunmak, başkaları hakkında güzel duygular besleyememek, çoğu zaman nefsin ya da şeytanın vesveselerini ciddiye almaktan kaynaklanır. Bu nevi vesveseler ise kişiyi huzursuz kılar ve yanlış davranışlara sürükler. Esasen her şeye güzel bakmasını bilen ve güzel düşünen insanların, daha dünyada iken gönül âleminde cennet yaşadıkları bile söylenebilir.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dünya mü’minin zindanı, kâfirin de cennetidir.”[1]
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîfinde bazı kulların işledikleri günahlardan pişman olmalarından dolayı cennete gireceğini haber veriyor. Şeytan böyle kulları gördüğünde ise şunu der: "Keşke onu bu günaha sokmasaydım."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), insanları cennete ve cehhenneme en fazla götürecek şeyi açıklıyor.
Muhâsebe, insanın yaratılış gâyesi doğrultusunda kendisini hesâba çekmesidir. Bir işe başlamadan, bir adımı atmadan, bir sözü söylemeden önce sonunu hesab ederek hareket etmek, sonradan duyacağımız pişmanlık ve yanlış anlaşılmalara önceden mânî olmaktır.
“Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Müslim)
Oruç insanın kuvve-i şehvâniyesini kırdığı gibi nefsin hevâ ve hevesini kırarak bütün âzâları günahtan, isyandan ictinâb ile zühd ü takvaya sebeb olacağı beyân buyurulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesâisi başlıca iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvâniyedir.
Karşılığında cennet vaad edilen 6 şey: Doğru konuşmak, vaadini yerine getirmek, emanete sahip çıkıp güvenilir olmak, iffeti korumak, gözleri haramdan korumak, elleri haramdan uzak tutmak.
Herhangi bir yuvada hayat yaşıyorsunuz ve yuvanızı cennete çevirmek istiyorsunuz. Peki bunu nasıl yapabilirsiniz? Cennet hayatının zevkine yuvanızda yaşamak istiyorsanız bunları yapmalısınız...
Günahları yıkayıp temizleyen gözyaşı; ilâhî muhabbet bağına girenler için bir tevbe pınarıdır, Hakk’ın ümit dergâhıdır. Bütün ümitlerin kesildiği anda bu dergâhın eşiğinde ağlayabilenler, gerçek bahtiyarlardır.