İnsan yaşlandıkça bedeninden çok şey kaybeder, gücünün azalıp sahip olduğu imkânlar elinden çıktıkça kendini güçsüz görmeye başlar. Hiçliğini ve dünyanın fâniliğini anlayarak, kendini kimsesiz ve yalnız hisseder. Şehir hayatına uyum sağlayamamak da yalnızlığın sebeplerinden biridir. Sanayileşme sonrası büyük şehirlere göçle birlikte birçok problem ortaya çıkmış olup bunlardan birisi de yalnızlıktır.
Hayat, yaşanılarak, en çok da görülerek öğrenilir. Çocuklar evlerin yansıması, âilelerinin önsözüdür. Önsözde olan ise, kitabın özetidir. Çocuklarımızı yetiştirirken her birinin “biricik” ve “tek” olduğunu unutmamak gerekmektedir.
İnsanoğlunun hayatta en çok arzu ettiği şeylerden biri sıcak bir aile yuvasıdır. Eşi, çocukları ve kendi. Peki her şey her zaman iyi mi gider? Elbette hayır. Çocuklar ve aile en güzel ve en sevimli imtihan vesilesidir.
Psikolog Mehmet Dinç'in Altınoluk Dergisi'nin Aralık sayısında yayımlanan yazısı...