Cafer-i Sadık Hazretleri, Ehl-i Beyt’ten olup Altın Silsile’nin dördüncüsü, 12 İmam’ın altıncısıdır. Cafer-i Sadık Hazretlerinin kısaca hayatı...
Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur: “Öncesi korku, sonu özür olan günah, kulu Hakk’a yaklaştırır. Öncesi güven, sonu kibir olan ibadet de, kulu Hak Teâlâ’dan uzaklaştırır. Kendini beğenmiş olan itaatkâr, aslında âsîdir. Özür dileyen âsî de hakîkatte itaatkârdır.” (Attâr, Tezkire, s. 55.)
Câfer-i Sâdık (r.a.), oğlu Mûsâ Kâzım Hazretleri’ne şu hikmetli tavsiyelerde bulunmuştur:
İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe Hazretleri’nin Muhammed Bâkır (r.a.) ile münâsebeti olduğu gibi, onun oğlu Câfer-i Sâdık (r.a.) ile de ilmî temasları vardı. Her ne kadar ikisi aynı yaşta ise de, âlimler Câfer-i Sâdık Hazretleri’ni İmâm Ebû Hanîfe’nin üstadlarından saymışlardır.
Câfer-i Sâdık (r.a.), mütevâzı bir zât idi. Kimseyi hor görmez, her mü’mini kendisinden daha kıymetli bilirdi. Hiçbir zaman riyâsete, yani insanlara baş olmaya heves etmemiş, dâimâ uzleti ve sükûtu tercih etmiştir. Zira mârifetullah deryâsına dalan kişi, sâhillere tamah etmez; Cenâb-ı Hak ile ünsiyet kuran kişi, insanların medh ü senâsına değer vermez.
Câfer-i Sâdık Hazretleri, uzleti tercih edip kendini ilme ve ibadete vermiş, âbid, zâhid, huşû hâlinde yaşayan büyük bir Allah dostudur.
‘Çilehâne İkindi Sohbetleri’nde Doç. Dr. Ali Namlı, Cafer-i Sâdık'ı (r.a.) anlatacak.
Câfer-i Sâdık Hazretleri -rahmetullâhi aleyh- üzüntü ve kederden kurtulmak için kelime-i tevhîde müracaatın önemini Kur'ân-ı Kerîm'den delillerle gözler önüne seriyor.
Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur: “Bir kişiyi affettiğim için hiçbir zaman pişman olmam! Bu affım sebebiyle pek çok zarara uğrasam da affetmek bana, verdiğim bir cezâ sebebiyle bin defa pişman olmaktan çok daha güzel gelir.”[1]
Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur: “Kimin rızkı daraldıysa, hemen istiğfârı çoğaltsın!”