Beşer: İnsan, insanlık, âdemoğlu anlamlarına gelir.
İdeal ve örnek bir âile yuvası olur mu? İşte cevabı...
İnsan nefis taşıyan, nefsinin isteklerine muhatap olan ve o isteklere karşı zafiyet içinde olan bir varlıktır. Tûl-i emel dediğimiz şey insanın bitmek tükenmek bilmeyen hevesleri ve arzularıdır. Bir başka ifade ile insanın hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmasıdır.
Tarih boyunca kendisini aklın zirvesinde gören birçok zâlim, yaptıklarından en ufak bir rahatsızlık duymamıştır. Çünkü yaptıkları zulümler, kendilerine göre en akıllıca(!) hareketlerdi.
Aklı, hudutsuz bir kuvvete sahip telâkkî edenler, akıl sahiplerinin hiçbir suç işlememesi lâzım geldiğini de kabul etmek mecbûriyetindedirler. Öyle ya, mâdem akıl, gerçeğe ve doğruya ulaşmaya muktedir bir vâsıtadır, o hâlde akıllı bir adam neden suç işlesin? Niçin kötü bir işin fâili olsun?
Toplumlar, kütüphanelerin tozlu raflarında kalmış olan kara kaplı felsefe kitaplarının üzerine abanmış bilgiçlerin fikirleriyle selâmete kavuşamaz. İnsanlığı hakîkî saâdet ve selâmete çıkaracak olan; Kur’ân-ı Kerîm ve onun canlı bir şerhi mâhiyetindeki Sünnet kültürüyle yoğrulup ilâhî hikmet ve hakîkatlerle kemâle ermiş müʼminlerin tebliğ, îkaz ve irşadlarıdır.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Allâh Teâlâ’nın izni olmaksızın kendi irâdesiyle mûcize meydana getiremeyeceğini, zîrâ kendisinin de onlar gibi bir insan olduğunu bildirmiştir.