Bâyezîd-i Bistâmî

Kur'ân'a Karşı Üç Vazifemiz

Kurʼân-ı Kerîmʼe karşı vazifelerimizde, şu üç hususa bilhassa dikkat etmemiz lâzım. Birincisi; düzgün bir kıraatimizin olması. İkincisi; Kurʼânʼın bildirdiği hudutlara, emir ve nehiylere riâyet. Üçüncüsü ise Kurʼân ahlâkıyla ahlâklanmaktır.

Her Mü’minin Vazifesi Olan 10 Şey

Bâyezîd-i Bistâmî  Hazretleri, 10 şeyin her mü’minin vazifesi olduğunu açıklıyor.

Yunus Emre Hazretleri Nefsini Nasıl Terbiye Etti?

Yunus Emre Hazretleri, şeyhi Taptuk Babaʼnın dergâhında, nefsini terbiye etmek için “erbaîn”e girer. Kırkıncı gün, nefsine sahip olup olamayacağı hususunda bir imtihandan geçirilir.

Mütevâzı Mü'minlerin Özellikleri

Kul, herhangi bir nîmete veya muvaffakıyete erdiği zaman, bundan nefsine bir pay çıkarmamalı; “Ben yaptım, ben başardım.” dememelidir. Bilâkis; “Sen lûtfettin. Senʼin ihsânındır yâ Rabbi!..” demelidir.

Hakk Yolunda Berrak Bir Ayna

Hak dostları; Dînin zâhir ve bâtınını lâyıkıyla mezcederek şahsiyetlerine nakşetmiş; takvâ yolunda kalben merhaleler katederek davranış mükemmelliğine ve “peygamber vârisliği” şerefine nâil olmuş kimselerdir.

Mürşid-i Kâmil Kimdir?

Mürşid-i Kamil kimdir? Cenâb-ı Hak, kâmil insan modelini en mükemmel şekliyle Peygamber Efendimizʼin şahsında insanlığa sergilemiştir. Dolayısıyla en büyük rehberimiz, örneğimiz ve mürşidimiz; şüphesiz ki Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimizʼdir.

Sâlihlerle Beraber Olabilmenin Yolu!

Muhterem Osman Nûri topbaş Hocaefendi, "Sadıklarla beraber olabilmenin yollarını" bizlere gösteriyor. 

Nefse Hoş Gelen Keramet

Nefse hoş gelen bir fiil olarak kerâmet, gerçek Hak dostlarının büyük bir hassâsiyetle üzerinde durdukları bir meseledir. Onun için bütün ârifler, Hakk’ın murâd etmesi ve daha büyük bir maslahatın gerçekleşmesine vesile olması müstesnâ, halkın rızâsını ve takdîrini kazanmak demek olan kerâmete aslâ meyletmemişler, dâimâ Kerîm olan Mevlâ’nın rızâsını tahsîle gayret etmişlerdir.

Kişiyi Ârifler Safına Katan Vasıflar

“Bir kişi Bâyezîd-i Bistâmî hazretlerine gelip: “Bu makâmı ne ile elde ettin?” diye sormuştu. Hazret şu hikmetli cevâbı verdi...

Halıkın Nazarıyla Mahlukata Bakmak

Bir mü’min, Allâh’ın herhangi bir mahlûkunu gördüğü zaman tefekkür hâlinde olmalı; “Ben onun, o da benim yerimde olabilirdi.” diyerek Cenâb-ı Hakk’ın bu muazzam lûtuf, ihsan ve ikramına karşı şükrünü artırmalıdır.