Akdeniz'i Osmanlı gölü yapan sır neydi? Osman Gazi’nin vefâtından sonra; Orhan Gazi’ye hitâben Alâaddin Bey neler söyledi? İslâm ordularının kumandanıyken yeni kumandan Ebû Ubeyde bin Cerrah Hazretleri’nin emri altında bir nefer olarak vazifeye devam eden Hâlid bin Velid (r.a) bizlere ne mesaj veriyor? Fedâkârlık ve teslimiyetin önündeki en büyük engel nedir?
Târihimizde üç şahıs vardır ki bunlar, İslâm vahdeti yolunda kâ’bına erişilmez bir ferâgat ve firâsetle hareket ederek arkalarından serâpâ hayır ve fazîlet hâtırâları bırakmışlardır.
Türk denizcilik tarihine adlarını altın harflerle yazdıran ve Akdeniz’i bir Türk gölü haline getiren dört kardeş; İshak, İlyas, Oruç ve Hızır kardeşler...
Kânûnî devri, gerçekten ve ihlâsla yaşanan bir İslâm’ı sergilemiş, cihâna örnek olmuş, “muhteşem”liğini her hususta dünyaya tescil ettirmiştir.
Osmanlı Devleti'nde Kanuni devri, bütün bir cemiyet fertlerinin, asâlet, ciddiyet ve îman vecdi ile coşkun çağlayanlar hâlinde olduğu bir devirdi. Bu devirde îmânın heybet ve heyecânı ile bu şâha kalkış, yalnız Kânûnî’de değil, devletin bütün müesseselerinde ve hattâ en küçük rütbedeki ferdinde bile görülmekte idi...
Alman imparatoru Ferdinand'ın büyük itiraflarla dolu Osmanlı hakkındaki mektubu...
Barbaros Hayreddîn Paşa’nın koca Cezâyir’de sultanlık yapabilecek bir imkândan ferâgat edip de oraları Osmanlı’ya ilhâkı, her türlü takdîrin üzerindedir. Bu, ondaki rûhî kemâl ile birlikte İslâm birliği fikrinin ve halîfeye bağlılığının kuvvetini ortaya koymaktadır.
Kânûnî, babasından dünyanın en zengin ve en güçlü ordusuna sahip bir devleti mîras olarak devralmıştı. Kısa zamanda, giriştiği fütûhâtın büyüklüğü kadar idâresindeki dirâyet ve fazîlet ile de öyle temâyüz etti ki, hasmı olan Avrupalılar bile kendisini “Muhteşem Süleyman” lâkabı ile anmaya mecbur kaldılar.