Muhabbet, dostluk ve bağlılıkta sebat, ahde riâyet ve verilen sözde durmak demek olan vefâ, İslâmî şiarlardan biri ve belki de en ehemmiyetlisidir. Çünkü her insan, imtihan edilmek üzere geldiği bu dünyâda, ruhlar âleminde vermiş olduğu söze sadâkatini ispât ettiği taktirde, hayatını mü’min olarak yaşar.
İslam, devlet dinidir, disiplindir, nizamdır. Sabır ve ilkelere bağlılık, en yüksek düzeyde herkesten çok yöneticilere düşmektedir. Câhillerin cefâsına sabır, kendisini Allah’a karşı sorumlu hissetmekle mümkündür.
Ucu kıyâmete kadar uzayan aşk kâfileleri, O’nun sevgi ve heyecânı ile akmaktadır. Cihân, O’nun güneşten daha parlak olan nûru ile aydınlanmıştır. Îmanın lezzetine O’nunla erişilmiştir. O’nu fânîler tariften âciz kalmıştır.
İnsan nefis taşıyan, nefsinin isteklerine muhatap olan ve o isteklere karşı zafiyet içinde olan bir varlıktır. Tûl-i emel dediğimiz şey insanın bitmek tükenmek bilmeyen hevesleri ve arzularıdır. Bir başka ifade ile insanın hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmasıdır.
Altınoluk Dergisi yazarlarından Prof. Dr. Süleyman Derin Kur'ân ve sünnet çizgisinde maneviyatın yapı taşlarını anlatıyor.