"Halk içinde iyi muâmele yapmaya en ziyade lâyık olan kimdir?" Peygamber Efendimiz (sellallahu aleyhi vesellem) bu soruyu cevaplıyor.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) döneminde yaşayan Alkame ismindeki gencin başından geçenler anne hakkını anlatan ibretlik hadiselerden biridir. İşte Alkame'nin gerçek hikâyesi...
Çocuklar, ana-baba elinde birer emânettir. Çocukların saf ve temiz kalbleri bir cevherdir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa ne ekilirse onun meyvesi alınır. Bu yüzden anne ve baba çocuklarının terbiyesinden sorumludur.
Komşuluk hakkı, saygı duyularak gözetilmesi gereken önemli bir görevdir. Cebrâil (as)'ın gelip gittikçe bu konu üzerinde ısrarla durması ve Peygamber Efendimiz'in komşuyu komşuya mirasçı kılınacağını zannetmesi çok anlamlıdır. Komşularla iyi geçinmeli, onlara zarar vermemeli, sevinç ve kederlerine ortak olmalıdır.
Annenin, çocuklarının bakımı ve terbiyesi konusunda göstereceği hassâsiyet ne olmalıdır?
Ana, baba, nine, dede, oğul, kız ve torunlara; zenginlere ve müslüman olmayanlara zekât verilmez. Ayrıca karı-koca da birbirlerine zekât veremezler.
Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, "mü'min'in anneler günü her gündür" diyor ve ömür boyu teşekküre layık olan fazilet timsali anneleri anlatıyor.