Fudayl bin Iyâz -rahmetullâhi aleyh- şöyle der: “Şâyet bir amel ihlâsla yapılır da şartları yerine getirilmez, doğru bir şekilde yapılmazsa kabul edilmez. Doğru olur, ancak ihlâslı olmazsa yine kabul edilmez. Hem ihlâslı hem de zâhirî şartları yerine getirilinceye kadar kabul edilmez. İhlâs, onun yalnızca Allah Teâlâ için yapılması, doğru olması da Sünnet-i Seniyye üzere işlenmesidir.”[1]
Ebû Abdurrahman, Abdullah bin Ömer İb- ni’l-Hattab -radıyallahu anh-’ın rivayetine göre, Peygamber aleyhisselam’ın şöyle dediğini işittim, demiştir. Mağarada sıkışan üç kişiyi kurtaran dua...
Vâbisa ibni Ma’bed radıyallahu anh Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle hicri dokuzuncu yılda Medine-i Münevvere’de buluşup tanışan ve İslâm’la şereflenen bir sahâbi!…
Vefa, sevilen veya sevilmesi gereken kimselere verilen değerin bir nişanesidir, dostluk borcudur. Vefa, sözünün eri olmaktır, hatırlamaktır, iyiliği unutmamaktır, kendi sorumluluğunu hissetmektir. Vefa, Müslümanın en belirgin özelliklerindendir. Allah insanı, iman ve amel noktasından sözünü tutacak fıtratta yaratmıştır. Vefasızlık bu anlamda fıtrata ters düşmektir. Sevgimizi sürdürmemize ve dostluğumuzu arttırmamıza vesile olan vefa duygusu hakkındaki görüşlerini paylaşan Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, vefayı Peygamber Efendimiz' -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-den örnekler vererek anlattı.
Kulluk yoğun bir Ramazan mevsimine girdiğimiz şu günlerde yapılacak amellerin sıhhati ve kalitesi bakımından, niyetlerin sağlam ve uygulama kusurundan salim olmasına dikkat etmek, bir başka ifade ile dini yükümlülükleri ciddiye almak lazım gelmektedir.
Derdine derman arayan, ama gerçekten “arayan”, dermansız bırakılmaz bu yolda... “Ben kulumun zannı üzereyim!” buyuran Allah Teâlâ, elbette rahmetini esirgemez. O (cc), kendisine yöneleni çöplükte dolaştırmaz, çöplükte dolaşana ise kapılarını kapatmaz. O’nun uğrunda yapılan her fedakârlığın mükâfâtı kat kat ödenir.
Âlim kişi, ilmiyle amel eder ve kendisine tâbî olacak kişilere de bu hayırlı amelleriyle örnek olur. İşte böyle bir kişi ölmez!
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-: “Amellerin en güç olanı dört haslettir" buyuruyor.
İnsanın kulluk sınavı için hayat ve ölüm gerçeğini yaratan ve ona “En güzel amel ve davranışı ortaya koyma” hedefi gösteren [1] Yüce Rabbimiz, “En güzeli ortaya koyanlara en güzel karşılık (hüsnâ) ve daha fazlasını” ikram edeceğini de müjdelemiştir [2].